Herkesin gönlünde başkadır İstanbul. Kiminin hikâyesi yıllar önce yorgun merdivenlerinde telaş, korku ve umutla başlar Haydarpaşa’da, bavullarında memleket kokusuyla.
Kimileri ise sabun kokulu dar yokuşların, kayıkhanelerin, meyhanelerin, hanların, bostanların, postanelerin, kıraathanelerin, yazlık sinemaların, çay bahçelerinin anlatıcısı, kahramanıdır. Onların da yol hikâyeleri hüzünlü, umutluydu. Deniz yormuştu kimini, kimini bozkırlar, ormanlar. Anıları, aşkları, hayalleri adımladı sokakları, caddeleri. Fotoğraflarda kalan bakışları, şiirlerde tanıştığımız kahramanları, şarkılarının hatırlattıklarıyla İstanbul’un masalını yazdılar.
Şehrin hafızasını diri tutup ona sadakatle yaslanarak geleceğe güzel masallar bırakabiliriz. Onun için çok değerlidir anlatıcılar. Onlar İstanbul’un geçmişten günümüze tüm renklerini heybesinde taşıyan seyyahlardır. Yazar Mario Levi de şehri tüm derinliğiyle yaşayan ve anlatan bir İstanbul masalcısıdır.
Şehrin meraklı çocuğudur o benim için. Sokakların, iskelelerin, istasyonların hem yolcusu hem hancısıdır. Görünenin içinde saklı sözcüklerin, duyguların; fark etmeden yanından geçip gittiğimiz hayatların izini sürer; bambaşka kapılar açar, geçmişten günümüze, şimdiden geleceğe.
Eminönü’nde bir handa, Kurtuluş’ta eski bir apartmandan yayılan nefis yemek kokularıyla karşılandığımız sokakta; Beyoğlu’nun bin yıllık sırları saklayan, yorgun ama mağrur pasajlarında, Karaköy’ de sevecenlikle koynuna alıp Kadıköy’e, Üsküdar’a özenle kavuşturan vapurlarda dolaştırır bizi. Bir ayrılığın, heyecanın, korkunun, hüznün, sevincin peşinde. Sevgiyle nefretin, yalnızla kalabalığın, yaşamla ölümün, vazgeçişle direnişin kıyılarında yürürüz kahramanlarıyla birlikte. Bazen fısıltılar duyarız bazen de haykırışlar. Bir aile albümü, eski bir mektup, bir şarkı, bir koku, bir gülüş, bir susuş… Dertleşir, söyleşir, paylaşır, anlarız birbirimizi onun kalemiyle.
Gazete ve edebiyat dergileriyle yazın hayatına başlayan Mario Levi, ilk kitabı Jacques Brel: Bir Yalnız Adam’dan sonra Bir Şehre Gidememek adlı hikâye kitabıyla 1990 yılında Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazanmıştır. Madam Floridis Dönmeyebilir, En Güzel Aşk Hikâyemiz, İstanbul Bir Masaldı, Lunapark Kapandı, Bir Yaz Yağmuruydu, Karanlık Çökerken Neredeydiniz? , İçimdeki İstanbul Fotoğrafları, Size Pandispanya Yaptım, Bu Oyunda Gitmek Vardı, Bir Cümlelik Aşklar, Yanlış Tercihler Mahallesi, Bir Cuma Rüzgarı/Kadıköy, Bu Salı ve Her Salı/Şişli, O Pazartesi/Eminönü, Pazarın Yalnızları/Beyoğlu, Ayçiçekleri Her Gece Bir Yalnızlığa Bakar, Çünkü Fısıltılar Vardı hikaye ve romanlarıyla edebiyatımıza çok değerli eserler bırakmıştır. Aynı zamanda büyük özveri, empati ve sevgiyle yazı yolculuğunda kendini keşfetmek isteyen öğrencilerine, yol arkadaşlarına verdiği emek ve dostluğu hiç unutmayacağız.
Mim Sanat Merkezi’mizin Yazı Yaratım atölyelerinde hayatımın yirmi yılını dostluğu, sevgisi ile geçirdiğim ve İstanbul’u sevme nedenlerimden biri olan Mario Levi’ yi büyük özlemle anıyorum. Dünya tahammül edilmesi zor bir yer ama hayatta kalabilmek için edebiyata, sanata sığınıyoruz senin de söylediğin gibi ustam, huzurla uyu…



