Kimine göre kısa kimine göre uzun sayılabilecek bir süre önce, bu yastıkta onun saç telleri yerine yastık kılıfının üstüne dağılmış saçları vardı ancak şimdi sadece uzakta kalmış bir anıya dönüştü. Sahiden burada mıydı, emin bile değildim. Peki ya buradaki saç telleri? İnsan hayal gücüyle çoğu şeyi mümkün kılar diyen kimdi acaba? Sadece hayal gücüyle bunlara dokunmam olanaksız.
Yavaşça doğrulup gözlerimi kapattım. Nefes alıp vermeye başladım. Zihnimi sakinleştirmek için içimden kes artık diye sızlandım. Gözlerimi açtım ve yataktan kalktım. Hemen odadan banyoya geçtim. Aynada kendimi bulmam bile zaman aldı sanki. Yüzüme baktım. Rengim kaçmış, dudaklarım kurumuş, gözlerimin feri çekilmiş. Olanlar gözümün önünden geçerken aynadaki gözbebeklerimi izledim. Beklemiyordum bunların olmasını. Sahiden beklemiyor muydun diyen iç sesimi susturmak için başımı salladım.
Ayperi… Güzel tenli, kara gözlü, masum Ayperi. Birinci yıl dönümümüzü kutlayacaktık. Yemekler, mumlar, gül yaprakları, hediyeler… Her şeyi hazırladım ve bekledim gelmesini. Kapı çalınca hevesle koştum. Kocaman sarıldım ve sonrasında çıkarması için montunun omuzlarını tuttum. Portmantonun kapağını kapattıktan sonra aşırıya kaçmayan bir şehvetle öptüm sevgilimi. Bir senedir, tam 365 gündür hayatımı düzene koymak adına çabalayan küçük kadınım benim.
Yemek yemeye oturduk. Gecenin güzelliği bozulur korkusuyla telefonumu kapatmıştım çoktan. Mum ışığında güzel yüzünü izledim. Tadını çıkarıyordum sevmenin de sevilmenin de. İşte ne olduysa tam o anda kanepede duran minik ekran ışığı yüzünden oldu. Ayperi önemsemedi kimin aradığını ama benim için mühimdi. Telefon istemediğimi söylemiş olmama rağmen kapatmamış olmasına canım müthiş sıkıldı. Aramaya bakınca anladım benim masum Ayperimin esasında o kadar da masum olmayabileceğini. Yine de bir şey belli etmedim. Geceyi beraber geçirecektik. Ne de olsa yıl dönümü kutlaması.
Sabah uyanır uyanmaz güzel yüzünü öptüm. Sorun yok sanıyordu. Hakkımı vermeniz gerek, rolümü iyi oynadım. Sonra dünkü aramayı sordum. Panikledi, güldü, geçiştirmek istedi. Cevap vermeye yeltendi. Bana açıklama yapmasına izin bile vermeden komodinin üstündeki bıçakla ilk darbemi savurdum. O ne olduğunu bile anlamadı. Gerçi ben de anlamadım ama öfkem sağalıp durmak yerine arttıkça arttı. Tam 365 bıçak darbesiyle katlettim sevdiğim kadını. Tam 365 kere öldürdüm. Tam 365 kere nefretimi kustum. Tam 365 kere pişman oldum.
Son pişmanlığımı yaşarken işte burada, banyomda, gözlerimin içine bakarak silahın tetiğine basıyorum. Güzel kadınım, bekle, geliyorum.


