Yeter…! Bak yine geldim kapına! Duy beni! Artık tek bir hatıraya, tek bir sızıya tahammülüm kalmadı. Ruhumun kırık dökük parçalarını çek, tek seferde içine al, yut! Al benden bu geçmişi, unuttur bana her şeyi. Ne isim kalsın aklımda ne de bir yüz. Göm beni o derin sessizliğine, göm ki; uyandığımda ister beni maviliğine karıştır, ister kopmuş bir yosun parçası gibi kıyılarına sürükle, istersen de batmış bir geminin çürümüş gövdesine hapset.”
Tekne bu yakarışla sarsıldı, suyun üzerinde titredi. Deniz, güneşin batarken bıraktığı kızıl pelerini omuzlarına atmış bir prenses gibi sefasını sürüyor, adamın haline içten içe üzülüyordu. Adam dizlerinin üzerine çöktü; hıçkırıkları akşam güneşinin son parıltılarıyla suya gömülürken gözyaşları denizin tuzuyla karıştı.
“Ne olursun bu yükü sen taşı artık! Al, göm derinliklerine bu aciz kulunu…!”
Deniz önce derin bir sessizliğe büründü. Rüzgâr kesildi, tekne duruldu; ardından önce sakin, sonra şiddetli dalgalarla çalkalanmaya başladı.
“Neden seni yok etmemi istiyorsun ey yolcu?” Beni mezar mı sanıyorsun? Seni içime çekip sularıma gömdüğümde her şey düzelecek mi sanıyorsun?. Üzerimde kaç fırtına koptu, kaç gemi bağrımda can verdi bilir misin? Ama ben hep ayağa kalktım, buradayım ve hâlâ masmaviyim. Ruhum paramparça diye yakınıyorsun. Şimdi sen kendini bende yok edersen benim ruhumdan bir parça eksiltir, güneşin parıltısına gölge düşürürsün. Acını bana ver evet, ama canını değil. Ben senin acılarını uzak diyarlara taşırım, onları kıyılarda kayalara çarpa çarpa un ufak ederim.. Yüzeyde ne kadar fırtına koparsa kopsun, derindeki su her zaman sakindir. Sen de kalbinin derinliklerinde o sarsılmaz huzuru inşa et.”
Adam,derin bir nefes çekti; sıkıntılarını denizin genişliğine yamamaya çalıştı; Ne bir dalga ne bir hışırtı… Derinlerden gelen, içinde fırtınalar koparan o ses yankılandı:
“Acın ruhunun fırtınasıdır. Fırtına olmazsa deniz temizlenemez. Bırak acıların bende kalsın, sende dilsizleşsin. Bak, güneş sularıma gömüldü, dinlenmeye çekildi. Sen de acılarını unutma, onları dinlendir”
Denizin öğüdü,yolcuya ışık olmuştu.



