Her çağda, her dönemde insan insanın kurdu oldu.
Karanlık, hiçbir zaman böyle ağ sarmamıştı.
Geçmiş zamanda insan, bilimin peşinden koşup
umut ekti zihin topraklarına;
Bugün bilim insanın peşinde koşarken,
İnsan tüm zamanların en aç, en fakir, en vahşi
varlığına dönüştü.
Kitaplar, düşünen, üreten insanın dört duvara
mahkûm edildiği gibi raflarda çürümeye terk edildi.
Eş, dost, arkadaşlık ölü doğuyor, büyüyemiyor.
Ebeveyn–çocuk rolü değişti; anne baba biblo,
çocuklar, gençler zamanın içinde eriyip gidiyorlar,
henüz tanıyamadan kendini.
Geçmiş zamanlarda insanla kitap arasında dostluk vardı.
Kulağa değen her kelime bilgi kabul edilmezdi;
insan bilişsel, duyuşsal, psikomotor tüm
uzuvlarıyla, zihniyle doğruya, bilgiye, bilime
ulaşmaya çalışırdı.
Şimdi insan, teknofeodalizmin kölesi olmuş;
üşeniyor düşünmeye, yürümeye, gülmeye,
herhangi bir eylemde bulunmaya.
Sömürgecilerin ektiğini biçmek,
Onların istediği gibi düşünmek, yaşamak,
giyinmek, hissetmek ve nefes almakta.
İnsan hiçbir çağda böyle fakir, aciz, vahşi olmadı;
yazmaz bunu tarih sayfaları.



