Seni seviyorum diyeyim
anla ki kuş uçtu yuvadan
gün ışıdı
değişti yaprağın ucunda titreyen mevsim
geceler ömür kadar kısaldı
firar etti sehpadan boynum
gök içime damladı
bir rüzgar değdi sesime
türküm evrene dağıldı
Anla ki yıkıldı zulümden kalma
kasvetli köşkler
köleler azat edildi şehir zindanlarından
bitti siyahın faslı aşk beyaza bulandı
bir çocuk uyandı içimde
bayram sabahlarına
yalnızlık bir nasırdı muazzep ve inatçı
sevdaya çırpındıkça aktı kanatlarımdan
Anla ki bir baba bir gün daha
koltukları dolu ve mahcup olmadan
dikildi evladının karşısına
umut indi ekmeğe suya kurak dindi
huzur girdi yıllarca tokmağı vurulmamış
paslı kapılardan
kan dindi kin dindi yas dindi
kırıldı bir diş daha cehillerin çarkından
Anla ki urgana gelmez binekler gibi
rüzgara vurulmuşum
ürkütmez beni ölümün eşiğinde dolaşmak
ömrü uzadı kelebeklerin
hakkı değil artık yalanların
kelebeklerden daha uzun yaşamak
sustu küfür söndü mum
ve aktı kinim aynalardan
yumruklarımdan boşalarak
Anla ki kurudu elmacıklarımdan taşan nehir
kalktı perde indi sis
yürüdü emekleyen çocuklar
yurt etmek için babalarının avuçlarındaki şefkat topraklarını
ve titreyerek fırladı yüreğim
anamın kanıyla yoğurduğu hamurdan
doğurmak için kendi insanlığını
kendi balçıklarından.


