Konu Özcan Alper ise elbette kelam edilir. Erken Kış filmi için herkes bir şeyler söyleyebilir. Bu benim perspektifimden bir yazıdır.
Erken Kış Filmi İçimizdeki Kışlar
Film Erken Kış o zaman yazalım. Bu film öylesine güzel ki, öylesine etkiledi ki beni, sinemadan çıktı ve anında sıcağına yazmak istedim. Erken Kış filmi, bir yerinde diyor ki bazen fiziksel intihar edilmez başka türlü intiharlar da var bittim bu söze. Sahi içimizde kaç ölü var bizim. Kaç kere öldük? Bunları uzun uzun düşündürüyor. Boğazınız düğüm düğüm. Sizi öldürenlere bir selam çakıyorsunuz filmin tam bu anlarında.
Final sahnesine gelince, elbette burada da söylenecek çok şey. Sanki iki ana karakter de tek bir şeye ağlıyor gibidir. Ama aslında susulana, söylenemeyene, çaresizliğine, vazgeçememeye ya da tam tersi vazgeçmeye ağlar buna da bittim. Bir yerlerde söyleyemediğim ne çok sözcük vardı.
Lakin fondaki Gürcü müziği oraları özlediğimi de hissettirdi. Özlediğim her şey filmin sonuna eklenmişti. Bittim. Final sahnesi duygusal bir arabeskle bitmiyor. Yani Erken Kış ajitasyon yapmıyor. Gerçeklik üst düzeyde filmin her noktasında.
Bu Defa Farklı Bir Öykü
Normalde Özcan Alper sineması siyasidir. Toplumsal gerçekliğe ayna tutar. Lakin bu film öyle değil. Evet fonda bir savaş var ama bizim doğrudan içselleştireceğimiz bir konu değil. Yine de kendi imzasını attığı yerler var. Örneğin
Özcan Alper bu filmde de Hemşince Ermenicesini kullanıyor, kendisi de o bölgeden ve diline bir selam yolluyor.
Bu çok değerli, insan kendi geçmişini yok saymamalı. Özellikle Hemşince kaybolmaya yüz tutan diller arasında ve film çok güzel yerinde Hemşince kullanıyor. Selam olsun tüm dillere.
Ağlak bir film değil Erken Kış. Görüntüler muhteşem tek tek izle, hatta çek. Nuri Bilge bu filmdeki görüntüleri kıskanabilir. Bir erkek mühendis perspektifinden etik değerlere bağlı olarak yapılmış sırf bu bile müthiş. Derinliği var. Lakin hani biraz kadın bakış açısı olsa fena olmazdı demeden edemiyorsunuz.
Selam Yolladıkları
Kazım Koyuncu ‘ya, Sonbahar filmine de bence bir selam yolluyor .Yusuf’u düşünüyor insan. Aynı yöreden 2 farklı kaderi yaşayan 2 adam. Hiç tanıştılar mı diye düşünüyorsunuz. Bence filmdeki bir ev, Sonbahar filmindeki ev ile aynı. Taşıyıcı annelik konusunu gündeme getiriyor ki bu da sanırım Türk sinemasında bir ilk.
Gibi gibi
Sonuç Olarak
Sevdim bu yapıtı, inceden inceden içimize işliyor ve soruyor. İnsan neden çocuk sahibi olmak ister filmin bir yerinde. Orada da düşündürüyor. Sorgulatıyor. O yüzden de katmanlı bir film. Leyla Tanlar filme çok yakışmış.
Aktivistler de var film hani şu çapulcular. Toplumsal duyarlılığını ortaya koyuyor yönetmen.
Yine bizden, yine Özcan Alper



