• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Röportaj

Yağmur Kutsal Röportaj / Serpil Meriç

Serpil Meric by Serpil Meric
26 Ekim 2025
in Röportaj
0
Yağmur Kutsal Röportaj / Serpil Meriç
0
SHARES
51
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

Mersinli yazar Yağmur Kutsal  “Paris’in Kalbindeki İnci” romanıyla okurların kalbini fethediyor. 

Mersin’de doğup büyüyen, çocuk yaşlarda kelimelerin büyüsüne kapılarak yazmaya başlayan hayalperest bir yazar… İlk kitabı Güneş’in Doğduğu Yer ile edebiyat yolculuğuna çıkan, ikinci kitabı Yediveren Kışı ile okurlardan tam not alan ve son olarak Paris’in Kalbindeki İnci romanıyla gönüllere taht kuran başarılı kalemle, yazarlık serüvenini ve edebî dünyasını konuştuk.

✍️ Yağmur Kutsal kimdir? Bize kısaca kendinizi anlatır mısınız?

Mersin’de doğmuş, büyümüş, hayalperest bir yazarım. Evli ve iki kız çocuğu annesiyim. Baskıcı ve mutaassıp bir ailede büyümeme rağmen, hep asi ve özgür ruhlu bir çocuktum. Bugün hâlâ, “vazgeç” diyenlere, “yazarlıkta para yok” diye öğüt verenlere rağmen, hayallerime sadık kalmayı seçiyorum. Yazmayı para için değil; beni gerçekten mutlu ettiği, cümlelerimin hiç tanımadığım insanların kalbine sevgiyle dokunabildiğini bildiğim için sürdürüyorum.

✍️ Yazmaya ne zaman başladınız? İlk kitabınızı yayınlama fikri nasıl oluştu?

Yazmaya, okuma yazma öğrenip, kelimelerin büyülü dünyasına adım atar atmaz başladım ve bundan büyük zevk aldığımı fark ettim. Daha çocuk yaşta birikmiş öykülerim, şiirlerim olduğunda bunları bir kitap yapma hayâli ansızın içimde belirdi. Büyüyünce ne olacaksın sorusuna, hep yazar olacağım derdim.

✍️ Kitaplarınızdan bahseder misiniz?

İki kitabım Güneş’in doğduğu yer, ilk göz ağrım, ilk tecrübem, ilk yol arkadaşım… Her zaman bende yeri farklı bu yüzden. İkinci yediveren kışı adlı dönem romanı, okuyanlar çok beğendi ve bu kitabı Amerika’da film yaptırma hayalim var. Üçüncü kitabım Paris’in Kalbindeki İnci, yeni çıktı ve kendimi en iyi tanımladığım, duygularımı en iyi aktardığım kitabım diyebilirim.

✍️ Yazarken duygu yoğunluğu yaşıyor musunuz? Karakterlerle duygusal bağ kuruyor musunuz?

Yazarken karakterlerle duygusal bağ kurmuyorum bizzat karakterin kendisi oluyorum, oraya gidiyorum ve o anı soluyup, yaşıyorum.

✍️ Yazarken ruh halinizde bir değişkenlik oluyor mu? (Sinirli, gergin, mutlu gibi)

Ruh halim, yazdığım zaman yeni bir seyahatten dönmüş gibi dingin ve hafiflemiş oluyor. Belki biraz yorgun ama dünyayı kucaklamış kadar, zaman tünelinden çıkmış kadar heyecanlı ve mutlu. Yazmak benim tutkuyla yaptığım bir iş ve aksine yazamadığım zamanlarda agresif, depresif oluyorum.

✍️Yazarken zorlandığınız dönemler oluyor mu?

Zorlandığım dönemler bazen oluyor, dışsal etkenler bazen hayatımızı zorladığında ve ya ruh halimizin değişkenliği de buna dahil. Bazen uzun süre ara veriyorum bu yüzden ama bu beni korkutmuyor. Bir sabah ansızın elimde kahvem, üstümde sabahlığımla, kendimi bilgisayarın başında bulacağımı biliyorum.

✍️Yazma sürecinizi merak ediyoruz. Yazmaya nasıl hazırlanırsınız?

Yeni bir roman fikri doğduğunda, beynim hemen kurguyu hazırlamaya başlıyor. Bunu en sanatsal, en dengeli ve tutkulu bir şekilde yaparak, bana yeni fikirle ilgili tüm ilhâm verici şeyleri önüme seriyor… Sonra bakıyorum gerçekten yazarken mutlu olacak mıyım, heyecanlı mıyım, bu kurgu verim almam için ne kadar yeterli… Bunlara tüm cevabım evetse, parmaklarım dokunuyor tuşlara…

✍️ Karakterlerinizi oluştururken onların iç dünyalarını ve duygusal çatışmalarını nasıl keşfediyorsunuz?

Aslında tüm karakterlerin iç dünyası ve çalışmaları genelde benim yansımam ama tabi yazdığım dönemin şartlarına, insanların kültürüne, dünya anlayışına göre evriliyor. Karakterlerin iç dünyası, benim şuanki hâlimin, o döneme gitmiş bir yansıması aslında.

✍️ Hikâyenizi baştan sona planlıyor musunuz, yoksa karakterler sizi sürükler mi?

Benim kurgumun ana çatısı mutlaka belli olmalıdır, yoksa içim rahat etmez. Bu kendimi güvenceye almak gibi, sağlamcılık gibi bir şey… Yani sonunda ne olacak elbette bilerek başlarım. Yazma süreci içindeyse, kendimin bile şaşırdığı yeni şeyler eklenebiliyor buna da kendimi hep açık tutarım. Yeni olaylar gelişmesine izin versem de, sonucun nereye varacağını bilirim.

✍️ Antagonist karakterler yaratırken okurun empati kurmasını sağlamak için nelere dikkat ediyorsunuz?Antagonist karakter, bu karakterler roman için hayati öneme sahiptir. Herşey zıttıyla var olduğu ve değerinin o şekilde anlaşıldığı için, bu karakterler olmazsa olmazımızdır. Okurun empati kurabilmesi için çok fazla bir çaba sarf ettiğim de söylenemez, çünkü her insan saf iyi olarak doğmaz. Hepimizin içinde bir iyi, bir kötü mutlaka vardır ve bu zaman zamanda ortaya çıkar. Evet tercihimiz iyi olmaktan yana olduğu için bunu bazen kabullenemeyiz ama bu içimizdeki kötü karakterin var olduğu gerçeğini değiştirmez. Tercihlerimize göre beslediğimiz duygularla, düşüncelerle var oluruz… Bazen de bizi buna iten dışsal şeyler olabilir, ve ya doğuştan gelen bir yatkınlık, ruh hastalığı, travma vs. Antagonist karakterlerin de yaptığı herşeyin bir sebebi mutlaka vardır ve bu anlamlandıramadığımız şeyler olmaz genelde, bunu okurun anlayabileceği şekilde bir temele dayandırıyorum. O yüzden empati kurmak kolaydır.

✍️ Yazarken nelerden besleniyorsunuz? (Okuduklarınız, gözlemleriniz, yaşadığınız deneyimler vb.)

Okuduğum dünya klasikleri beni çok besledi diyebilirim, sonra İngiliz ve Fransız edebiyatına olan sevgim, historical sevgim, bunların hepsi etkili şeyler benim için. Bronte kardeşler, uğultulu tepeler, Jane Eyre, gibi pastoral yoğunluğu olan romanlar beni çok etkiledi ve en büyük ilhamımı bunlardan aldım diyebilirim.

✍️ En çok hangi yazarları okuyorsunuz ve okumayı en sevdiğiniz tür hangisidir?

En sevdiğim tür Historical ve dünya klasikleridir. Bronte kardeşler başta olmak üzere, Fransız yazarlardan, Rus yazarlara kadar hepsini de çok severim ve okurum.

✍️ En son, hangi…

…filmi izlediniz

…kitabı okudunuz

…kitabı aldınız?

Son izlediğim film Jane Eyre’in dört bölümlük mini dizisi.

Son okuduğum kitap Sarah jio, Londra’dan sevgilerle, daha yeni bitirdim. Bu arada tam bir Sarah jio hayranıyım tüm kitaplarını okudum ve okurlarım kalemimi ona çok benzetirler.

En son aldığım kitap, Parma manastırı.

✍️“Paris’in Kalbindeki İnci” fikri nasıl doğdu? Bu hikâyeyi kaleme almanızda sizi harekete geçiren özel bir duygu, olay ya da anı var mıydı?

Evett, asıl konuya geldik, Paris’in kalbindeki inci. Bu roman benim için çok özel ve en büyük ilhamımı da, hayranı olduğum Fransız aktör Alain Delon’dan aldığımı itiraf etmeliyim. Ona hayranlığım, bu Fransız dönem romanını yazmaya beni itti güçlü bir şekilde. Romandaki Alain karakterini de, roman boyunca oymuş gibi düşünerek yazdım. Böyle düşünmek, onu hayal etmek, her cümleyi heyecanla ve tutkuyla yazmama neden oldu.

✍️Romanın merkezinde Paris gibi büyülü bir şehir var. Paris’i seçmenizin özel bir nedeni var mı? Sizin için bu şehrin anlamı nedir?

Fransa ve Alain Delon hayranlığım bunun tek sebebi diyebilirim.

✍️Kitapta hem tarihsel hem duygusal bir atmosfer hissediliyor. Bu iki unsuru dengelemek sizin için zor oldu mu?

Kendimi o dönemde yaşamış gibi hissettiğim için aslında çok da zor olmadı. Bu konuda gerek okuduğum kitaplar, izlediğim filmler, çocukluktan gelen Fransa hayranlığım da eklenince, bu konudaki tecrübem işleri her zaman kolaylaştırdı.

✍️Alain ve Genevieve’in hikâyesi tutkulu bir aşk kadar, kaderle verilen bir mücadeleye de dönüşüyor. Sizce bu hikâyede aşk mı, kader mi daha baskın?

Aşk, ana temamız olmasına karşın, sanırım kadersellik daha baskın.

✍️ Romanın antagonisti Henri oldukça güçlü bir figür. Onu sadece kötü biri olarak değil, bir sistemin ürünü olarak mı kurguladınız?

Evet, Henri özünde iyilik barındıran ama katı kuralları olan biriydi. Yani Aristokrasi kurallarına sıkı sıkıya bağlı olması, yenilmez bir egosunun olması, onun kötü yanını daha çok besliyordu.

✍️ Romanda aşk, aile, aidiyet ve yeniden doğuş temaları ön planda. Siz bu hikâyede hangi duyguyu ya da mesajı okurun kalbine bırakmak istediniz?

Aslında bunun cevabını okurlarım verdi, kadere ve ilâhi adalete inanırım. İlâhi adalet olmasaydı haksızlıkların sonu gelmezdi, bu konu her ne kadar tartışmaya açık bir konu olsa da, zaman zaman bunu sorgulasam da, sanırım inanan tarafım hep ağır basmak istiyor.. Bu da romana yansıdı.

✍️Okurlarınızdan gelen yorumlarda sizi en çok etkileyen ya da şaşırtan şey ne oldu?

Ahh, can evinden vuruldum. Öyle mutluyum ki anlatamam bunu. Tüm okurlarım öyle güzel yorumlar yaptılar ki…Dünya klasiği tadı aldım diyenler, filmi yapılmalı diyenler, kitap bitti ama yeniden, baştan okumaya başladım diyenler, Türkiye’nin Sarah jiosu diyenler… Bu cümleler benim başarımı tescillerken, dünyanın en büyük mutluluğunu da kalbime bıraktı…

✍️Romanınızın bir film ya da diziye uyarlanmasını ister misiniz? Eğer öyle olsaydı, Genevieve ve Alain’i kimlerin canlandırmasını isterdiniz?

Aslında Alain karakterini, ismini aldığı kişinin, Alain Delon’un canlandırmasını isterdim ama ne yazık ki bu hayali olarak bile mümkün değil, çünkü Alain Delon artık bu hayatta değil. Şimdiki şartlarda Alain karakterini Tom Hardy’nin, Genevieve karakterini de, scarlett johansson’ın canlandırmasını isterdim.

✍️Edebi anlamda hayalleriniz nelerdir?

Edebi alanda hayallerim, hak ettiğim yere gelmek. Uluslararası çok satan olmak ve kitaplarımın Amerika’da film yapılması…

Her satırında geçmişle bugünü, aşkı ve kadere inancı harmanlayan Yağmur Kutsal, kalemiyle okurlarına yalnız hikâyeler değil, bir ruh hâli armağan ediyor.

Yazmak onun için bir tutku değil sadece; aynı zamanda varoluşun en anlamlı biçimi.

“Paris’in Kalbindeki İnci” ile kalplerimize Fransız esintileri taşırken, aslında hepimize şunu hatırlatıyor:

“Bazı sırlar zamanla silinmez yalnızca sevgiyle çözülür”.

 

Biz de inanıyoruz ki, Yağmur Kutsal’ın hikâyeleri daha çok kalbe dokunacak ve onu hak ettiği o uluslararası sahneye taşıyacak.

Bu keyifli sohbet için kendisine teşekkür ediyor, kaleminin ışığının hiç sönmemesini diliyorum.

 

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Previous Post

şiir

Next Post

TARÇINLI KURABİYE HAYRİYE ZEHRA CANLI

Serpil Meric

Serpil Meric

Next Post

TARÇINLI KURABİYE HAYRİYE ZEHRA CANLI

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • Feridun Andaç’ın Ferhad ile Şirin’i
  • HIRSIN YALNIZ GELECEĞİ
  • Orkestra
  • HEDİYE/LEYLA GÜR
  • Adaletin Sessiz Kaldığı O Yer / Derya UYGUN CAN

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.