Züleyha
“yüreğimin pusulası sensin
ne yöne dönsem
senin yüzün düşüyor yüzüme .”
anlıyor musun ? Züleyha
şimdi adını yazıyorum
toprağa
suya
ve kendi bileklerime.
yakıldı yakılacak adımız her köşede
kırmızı bir ay doğdu doğacak ufukta,
kan değil, aşk akıyor damarlarımdan.
ey Züleyha,
yokluğun bir tufandır,
ve ben her gece o tufanda kaybolan
rüzgârlar saçlarını savuruyordu
vakti vardı ya rüzgarın
bu yüzdendir
bütün kokunu taşıdı – karıştırdı göğsüme,
karıştırdı tüm suçlarımı ve günahlarımı
ve ben yine de, seni dilerken buldum kendimi.
ya’sakla beni ey Züleyha
bir bakışınla sarsıldım,
zarifliğin çarpıyor iliklerime.
suskunluğun, kazıyor içimi
her nefesin: yankı, her sözün: yangın.
külleştiriyorsun içimdeki hasreti
o kadar susadım ki sana,
bir adım daha atsan, düşerim göğüne Züleyha
tarumar edilmiş bir kavmin
sesiyle sesleniyorum sana
talan edilmiş ecel caddesinde
kahverengi gözlerin gelsin
mülteci varlığıma karşılık
saçlarına geceyi tak
yüzünde gün doğsun yeniden
ben yorgun bir mülteciyim züleyha
dudaklarında ülkesini arayan

