iki namuslu insan, iki onurlu karşıt, iki ödünsüz yiğit!
birbirine yakışmaz da hangi cinsler mutluluk çadırını açar
üzme kendini
engin gönlünün sıcaklığı
aklının yakınlığı da yeter bana
sevgilim ben
acıları kesen bir elmasım
yoksun gecelerimi aydınlat
bir kez olsun yalnızca dertlerime ortak ol
milyonlarca kez zemzem suyuyla yıkanmış
bakışlarımla kutsa kirli bakışlarını
aşk yaşamın kaçınılmaz yazgısıdır
sorunlarla donatılmış gerçeği olsa da
sevgilim adanmış toprağım ben
istesem de senin bahçende açamam
bu gerçeği yüreğine sapladığım için
bağışlamanı beklemiyorum senden beni
ben Tanrı aşığıyım
gezdiğim kırlarda söylerim ilahilerimi
benim çiçeklerim ağıt yakar
senin çiçeklerin masal anlatır
boynu bükük menekşe gibi durma karşımda
bilirim dar gelmez âşık olana hiçbir bozkır
sevgilim karanfil gibi kokunu duyursan da
yaşattığın acılarla her gün gençleşiyorum
birbirimiz için yaratılmış olsak da
yazgımız zaman dilimi bakımında
bizi çoktan dışlamıştı
biz seninle dışlanmışlardanız
biliyorsun
hiçbir taze dal
kuru yaprakları üzerinde taşımaz
rüzgâra gerek kalmadan silkeler atar
kurumuş öğeleri üzerinden
canlılığını korumak için
aşk insanın başında dolaşan bir şahindir
avını parçalamak için dolanır durur
karşılıklı olduğunda
iki kişi, arasında kurulmuş yasadışı bir örgüttür
İşte o zaman yaşam büyüsüdür
kim bu büyüden kendisini arındırır
söyle bana benden başka