Yağmur sonrası kaldırım taşları bubi tuzakları gibi olurdu. Geçen hafta burada yürürken
fışkıran su paçasından içeri girmiş baya ıslanmıştı. Gözünü ve dikkatini yerden ayırmadan
adımları birbirini takip ediyordu. Hafta da bir geliyordu, daha ne kadar gelecekti, bu iyi gelecek
miydi? Düşünmemek için, basacağı yere odaklanmış yürüyordu. Bir ses ile irkildi, sesi ayırt
edemedi ama değişik bir gümbürtü kopmuştu. Sesi bir toz bulutu takip etti. Anlamaya çalışırken
etrafta gezinen gözleri yolun karşısındaki vinçin binaya vurduğunu gördü. Vuruyor, su
sıkılıyor, bekleniyordu. İkinci vuruşu görene kadar kaldırımın ortasında öylece kaldığı için
buna tanık olmuştu.
Seyir ederken, seyir eden seyreden oluvermişti. Vinç kaç kez vurdu orada ne kadar durdu
bilemedi. “Geçebilir miyim” diyen bir kadın sesi ile irkildiğinde. Bebek arabası sığmamış yol
istiyordu.
“Çok affedersiniz” diyerek hemen kenara çekilip duvarın dibine yapıştı. Kadın gülümseyerek
bebeği ile geçip ilerledi. Yüzünde gülümseme ile binaya döndü. Etrafı çevrilmiş, üzerinde
“kentsel dönüşüm” alanı yazıyordu. Deprem bu işleri hızlandırmış binalar hızla
dönüştürülüyordu. Eski binalar yeniye dönüşürken görüntüleri, iç tasarımları hepsi değişiyordu.
Dönüşüme giren bambaşka bir halde çıkıyordu. Herkesin en büyük şikâyeti evler küçülüyor
oluyordu. Balkon yok, salon küçücük. Sonra şöyle rahatlatıcı ya da kabullenmeyi kolaylaştırıcı
cümleler geliyordu “eee artık büyük aileler yok, büyük masalar kurulmuyor, balkonlarda
oturacak zaman yok, hava kirliliği var zaten” züğürt tesellisi gibi kendi kendimizi ikna
ediyorduk. Bunları duyunca dönüşenin sadece binalar olmadığı anlaşılıyordu. Hayatlarımız
değişiyordu.
Vinç binaya tekrar vurduğunda, sıkılan suyun zerrecikleri toz bulutundan gelenlerle karıştı. Her
şey durduğunda perde açılmış ve sahne görünmüştü.
İçi buruldu. Kırılan yerden yarısı sarkmış bir perde sallanıyordu. Evin salonu olmalıydı. Kimler
gelmiş geçmişti.
Evin kızını istemeye gelmişlerdi bir akşam, aile büyükleri konuşurken bir türlü konuya
girememiş, damat ceketinin içinde ecel terleri dökmüştü. Hemen yanda mutfakta evin kızı
arkadaşları ile “kahveleri yapın” denmesini heyecanla bekliyorlardı. Tuz ve biber hazırdı damat
beyin kahvesi için. Âdettendir. Kimi gönlü ölçer der, kimi sabrı.
Bir gece sabaha kadar, perdeler açık, ışıklar yanık kalmıştı. Büyükanne ebedi yolculuğuna
çıkmıştı. Akrabalar, konu komşu haberi duyan gelip acılarını paylaşmışlardı, Sabaha kadar
oturulur, apartmana sessizlik hâkim olur, çocuklara televizyonun sesi bile kıstırılırdı. Komşular
yemek yapar getirirdi.
Geçenlerde sitede bir komşumuz vefat etmiş WhatsApp’tan yazıldı böyle haberimiz oldu,
oradan başsağlığı dilendi.
Alt taraf mavi, üst taraf beyaz fayansların göründüğü yer banyo olmalıydı. Evet küvet perdesi
vardı. Bebeğin küvetini bu küvetin içine koyarlardı, banyosunu yapardı. İlk banyolar ne telaşlı
olurdu, kendi oğlunu hatırladı ilk banyo fotoğrafında sekiz tane elin arasından zor seçiliyordu.
Mekanlar çok mu önemli diye düşündü, bunu düşünürken sallanmaya devam eden perde beni
burada bırakmayın der gibiydi, sallandıkça bir anı, bir anı daha dökülüyordu.
Mekanlar değişirdi, yaşananlar bizde kalırdı, doğruydu ama bu dönüşümler çok hızla pek çok
şeyimizi de değiştirdi. Komşuluk, güven, başkasını düşünme, paylaşma. Değişim kaçınılmazdı
ama bazı şeyler fazla hızlı kayboluyordu.
Bizlerin hatıralarımızda kalacaktı ya sonra? Böyle böyle kentlerin hafızası ne olacaktı?
Kepçenin darbeleri ile yıkılan bir bina mıydı?
Bir an gözleri buğulandı, yaşanmışlıklar. Vinç darbesi ile burada sonlanıyordu.
Hayır, sonlanmak demeyelim…
Başka bir yerde devam etmek üzere susuyordu.
Umutlu bir hüzünle mırıldandı adımları birbirini takip ederken; yeni ve güzel başlangıçlara.
Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Sade sıcak içtenbir anlatımla giderken kapılar nasılda birbirini açıyor konular o kapılardan başını uzatmış yaşanmışlıklar atlanmadan birbirlerini tamamlayarak burdayız diyo..
Bir anda yaşanmışlıklar özet halinde önüme geldi..
Teşekkür ederim…
Emeğinize yüreğinize sağlık. 🙏
Nasıl o ana götürdü beni .. örgü benzetmeler o kadar akıcı ve güzel olmuş ki .. sayfayı çevirip devam edeceğim bir kitakitap olsun istedim .. 👏👏👏 çok tebrik ediyorum
Her kentsel dönüşüm aşamasında aynı şeyleri düşünürüm Hatim. Uzaktan görünen mobilyalarda kimler yaşadı, nasıl yaşadı, bu halini görünce içi buruldu mu acaba diye? Hislerime güzel kaleminle tercüman olmuşsun arkadaşım. Güzel yüreğin, güzel kaleme dönüşmüş. Tebrikler🤍
Teşekkürler