
-Biz sizi tanıyoruz ama tanımayanlar için kendinizi tanıtmanızı istesek…
-25 Aralık 1994 yılında İzmir’de doğdum Çerkez kökenliyim. Şiirin, kendisi için hayatın anlamını, doğanın güzelliklerini ve insan ruhunun derinliklerini keşfetme yolculuğu olduğunu söyleyen bu yolculuğumun bir parçası olarak sizlerle buluşturmaya çalışıyorum. İzmir’in sıcak sokaklarında büyüyüp Antalya’nın huzur dolu doğasında ilham alarak kaleme aldığı mısralardan oluşuyor kitaplarım. Ege üniversitesi Kadın Modelistliği mezunuyum. Süleyman Demirel Tekstil Mühendisliği son sınıfta dondurdum. Tekstil tozuna olan alerjimden dolayı meslek değiştirdim.
Eskişehir Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Meslek Yüksek Okulu Yaşlı Bakım Bölümü okuyorum. 15 yaşımdan beri yazıyorum. Kalemi, içimde susmayan bir sesin uzantısı olarak gören biriyim. Aslında kendimi tanımlarken mesleki sıfatlardan çok kelimelerin arasına saklanan bir yolcu olduğumu söylemeyi severim. Hayatın kıyılarında biriken hikayeleri toplamaya, insanın en karanlık ve en aydınlık yanlarını anlamaya çalışan bir gözlemci yazdıkça kendini bulan her cümlenin sonunda biraz daha değişen bir gezginci ruhum diyebilirim.
-Yazarken sizi motive eden, olmazsa olmaz dediğiniz bir şey var mı?
– Evet, sessizlik ama dıştaki değil içimdeki insan bazen kendi gürültüsünü susturamadığı için yazamaz. Ben içimdeki fırtına dinince kalemin akmaya başladığına inanırım bir de samimiyet içten olmayan bir cümle ne kadar güzel kurulmuş olursa olsun, okurun yüreğine değemez.
-Ben diğer eserlerinizi biraz eş geçip direk Düşünemeyenlerin Ülkesi Uyanış’a konuyu getirmek istiyorum. Neden “Düşünemeyenlerin Ülkesi Uyanış”?
– Çünkü bazen toplumlar insanların gölgelerinin bile susturulduğu zamanlardan geçer. Böyle dönemlerde düşünmek bir lüks, sorgulamak bir tehlike haline gelir. Ben bu kitabı, o karanlığın içinden yükselen küçük bir kıvılcım gibi tasarladım. Uyanış kelimesi ise hem bireysel hem toplumsal bir çağrı, unutulanın yeniden hatırlanması, söndürülenin yeniden yanması.
– Bu kitap bize neyi nasıl anlatıyor?
– Kitap aslında hepimizin içinde yaşadığı görünmez duvarlara bir ayna tutuyor. İnsanların düşünmekten korktuğu, hayallerini sakladığı bir dünyada, tek bir çocuğun “neden?” sorusuyla başlayan bir başkaldırının hayat hikayesi. Masalsı, ders kitabı bir atmosferde ilerlese de her satırı günümüzün gerçeklerine dokunuyor. Okura kendi zihninin zincirlerini fark ettirmeyi amaçlayan bir yolculuyum.

-Tarz olarak didaktik, öğretici yanı güçlü bir kitap diyebiliriz. Bundan önce şiir ve hikâye türleri ile sizi tanımıştık. Bu tür sizin açınızdan deneysel bir çalışma mı?
–Bir bakıma evet, şiir bana duygunun saf halini, hikâye hayatın kıvrımlarını gösterdi ama bu kitapta kelimelerimi bir adım daha öteye taşımak istedim. Sadece anlatmak değil düşündürmek, uyandırmak, okuru sarsmak, bu bana hem meydan okuma hem de içsel bir yolculuğu oldu kendi kalemimin.
-Okurlarınızın en merak ettiği soruyu onların yerine ben sormuş olayım. Devamı gelecek mi?
-Devamı gelecek. Zihin Çatlağı Uyanış II olarak bazen bir hikâye kendini devam ettirmek için yazarının kapısını çalar. Düşünemeyenlerin Ülkesi de hâlâ içimde konuşmaya devam ediyor. Hikâyenin susmaya niyeti yok. Bir gün o kapıyı tamamen açacağım.
-Bu eserin güçlü mesajlarından bir tanesi tüm gelirlerin Mehmetçik Vakfı’na bağışlanıyor olması. Bunu da belirtmiş olalım tabii ki. Son olarak okurlarınıza söylemek istediğiniz bir mesajınız var mı?
–Bu kitap sadece bir anlatı değil bir vefa, bir teşekkür, bir dua niteliğinde. Bizim için nöbet tutanlara bir nefes olmak için yola çıktığım vicdan çağrısı, bir dayanışma davetidir. Kitabın geliri bu topraklar için can veren aziz şehitlerimizin emanetlerine, ailelerine. Bir dua alsam bile bana yeterli. Kitabımın dökülen her cümlesi, onların hatırasına bir selam, bir minnettir. Bu projeye destek vermek isteyen herkes için tek bir adım, kitabı alması yeterli çünkü bazen bir kitap, sadece bir kitap değildir. Bir iyilik başlar bir dua olur, bir yüreğe dokunur. Okurlarıma ise şunu söylemek isterim kelimelerin gücüne inanın, insanı özgürleştiren düşüncesidir ama insanı insan yapan merhametidir. Kalbimizi diri tutarsak ülkemiz de yarınlarımız da daha güçlü olur.

-Bu röportaj için çok teşekkür ederim.
-Asıl ben teşekkür ederim. Sorularınız kelimelerime yeni pencereler açtı her satırda yeniden doğmuş gibi hissettim.


