Senle ben
pencere kenarı menekşesiydik
Boğaz’a nazır olamasak da
Hayata hazır ve nazır,
Yorgun kiremitlerden
İstanbul’u içerdik
Şıp şıp…
hüp hüp…
Ürkek ürkek…
Bir cumartesi daha ertelerdik aşkı
Kim kaybetmiş de… yahu!
Neye güldüğümüzü unutursak
Unutuşa çakardık kahkahayı.
Şifa niyetine kahveye,
Umut derdine fala bulanırdık.
Ayaklarımızda telveden kumsallar
Ayak basılmadık
Kanat değmedik
Bir yumuşar bir dirilirdi dallarımız
Gözlerimi alırdı mağrur morun
Dalgalı katmerliğin
Yanında pembeliğim çiğ
Katmersizliğim yavan
O da mı dert!
Akşam güneşinde morundan çalardın yanaklarıma
Sonra bir lodosta
Bir rüya esti
Eyfel’e nazır bir camda
Çürümek mi kurumak mı bilemedim
Göverdim… göverdim…
Pisi pisi otuna değerdim
Seine’de bir Afrika menekşesi cesedi
Faili meçhul…
Son duası
Akdeniz’di.



