Bir kenarda bekliyorsun. Beklemek ne zahmetli bir eylem. Herkes en kolay olanın hareketsizlik olduğunu sanıyor. Oysa yorucu. Öylece durmak.
Ne kadar zaman geçtiğini bilmiyorsun. Bir göz kırpışı kadar mı, yoksa asırlar mı… Zamanın ölçüsü dağılıyor.
Gidenlere sitem edebilirsin. Ama yapmıyorsun. Gidenlerin ardından yas tutmamayı öğrendin belki de. Ne de olsa geride kalanların o tanıdık ıssızlığı hep seninle. Kalabalıkların içinde bir başına olmayı, zihninin tekinsiz sokaklarında dolaşmayı bilirsin. Anlaşılma ihtiyacının nasıl bir boşluk olduğunu da.
Kıpırtısızlığında göz ucuna gölgeler takılıyor. Varlığının tezatlığında bir kalabalık dolaşıyor sanki. Buz tutmuş bedenin çözülüyor. O an. Bakışlarını çeviriyorsun. Karşında iskele.
Demir atmış gemiler. Ne zaman geldiler bilmiyorsun. Hep burada mıydılar? Ne zaman gidecekler? Bağlanan sen misin, onlar mı? Sen de onlarla gidebilir misin? Her şeyi olduğu gibi bırakabilir misin?
Bir adım. Bir tane daha. Bir tane daha. Uzaklar yakın olsun istiyorsun. Uzağa düşen sen misin, yoksa çocukluğunun korkusuzluğu mu? Gitmelisin. Biliyorsun.
Karar vermek cesaret istiyor. Karar vermekle kalmıyorsun, iskeledensin artık. Bir adım, bir adım daha. Tam burada bir fısıltı:
“Yolda fırtına çıkabilir. Deniz hırçınlaşabilir. Geri dönemezsin.”
Kim söyledi? Sağına soluna bakıyorsun. Kimse yok. Bir sen varsın. Bir de gölgeler. O sese düşünmeden karşılık veriyorsun:
“Canın acıyabilir. Gözlerin yorulabilir. Seslere hasret kalabilirsin. Biliyorsun. Kolay olmayacak. Olmamalı. Keşke demek istemiyorsun. Bir pişmanlığı daha taşıyamazsın.”
Söylediklerine kendin de şaşırıyorsun. Bu duygular ne zamandır içindeydi? Sen hissettiklerinle uğraşırken bir ses daha geliyor:
“Hoş geldin. Cesurların yerine. Artık sen de çocuk olabilmenin zenginliğine sahipsin. Hayat dediğimiz oyunda saklambaç oynarız. Tutkuyla kederi yan yana koyarız. Sonunu düşünmeden.”
Kalbin hızlanıyor. Bu gerçek. Yola çıkıyorsun. Yaşanmamışlıkların sızısı yerini iştahlı bir sevince bırakıyor. Hakkın olanların mümkün olma ihtimali içini aydınlatıyor.



