• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Öykü

Kısacık Bir Hayat Hikayesi/ Sultan Gizem KOÇAK

Sultan Gizem KOÇAK by Sultan Gizem KOÇAK
17 Aralık 2025
in Öykü
0
Kısacık Bir Hayat Hikayesi/ Sultan Gizem KOÇAK

Screenshot

0
SHARES
56
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter
Screenshot

1938 yılında elli haneli bir köyde, anacığı harman yerinde dünyaya getirmiş Yakup’u.

Üzerindeki kırk yamalı yeleğine sarıp sarmalayıp bırakıvermiş saman yığınının kenarına.

Ağlayıp ağlayıp susmuş yavrucak, daha o dakika başlamış hayatla kavgası.

Elindeki tırpanı atmasıyla anası, ucuna takılıvermiş Yakup’un anasının yeleğinden olma

kundağı. Tırpanın ucundan yakalayıvermiş Yakup’u. Kucağına alıp basmış evladını bağrına,

ancak tarladaki işleri bitince şükredebilmiş, evladını ona bağışladığı için Yaradan’a.

Daha yaşı dolmadan kaybetmiş babasını.

Küçücük omuzlarına ağır yüklerin bineceği zamanlar erkenden gelivermiş. Okumak için

söz vermiş anasına. Okuyup büyük adam olup, anasının çalışmaktan paramparça olmuş

ellerini rahat ettirmek hayaliyle yazılmış köy okuluna. Tek sınıfı olan köy okulunda her

yaştan çocuk bir aradaymış. Epey zorlanmış önceleri, ama insanoğlu nelere alışmaz ki?

Fakirlik tabi, silgi bulamaz ,kara lastik parçalarını keser silgi yaparmış. Yazdığı sayfaları

siler, aynı defteri tekrar tekrar kullanırmış. Çok zeki çok da çalışkanmış. Okulunu hiç

aksatmaz, okul çıkışı da eve üç beş kuruş para götürmek için bulduğu işlerde çalışırmış.

Kara trenlerin üstüne çıkıp vagonlarda su satmış, yük trenlerinden dökülen kömürleri

toplayıp ekmeğini taştan çıkarmış. Bazen köyün içinden pancar taşıyan kamyonlar

geçermiş. Pancarların birazı da taşlık yoldan zıplayarak geçerken dökülürmüş sağa sola.

Sağlamlarını toplar, ikisini atar ateşe öğün edermiş kendine. Kalanını eve götürür, annesi

gün aşırı aş edermiş evdeki yetimlere.

Tam da koca koca yük trenlerinin taşıdığı yükler kadarmış sırtladığı sorumluluk.

Köy imkanlarının yetersizliği sebebiyle annesi Yakup ve kardeşlerini alıp göç etmiş şehre.

Şehre ayak basmışlar basmasına da bir de yol vergisi çıkmış başlarına. Demişler ki

kadıncağıza; “beş çocuklu olanlardan devlet almayacak bu vergiyi. Git çocuklarla bir

fotoğraf çektir, görsün devlet halinizi.”

Çocuklarının üçünü yanına almış, ikisini kucağına. Varmışlar Vahit efendinin fotoğrafçı

dükkanına.

O fotoğrafla beraber vergiden yana gülmüş yüzleri.

Yakup’un cebinde dört kat katlı gezmiş o fotoğraf senelerce.

Zaman su gibi akıp giderken Yakup artık kendi ayaklarının üstünde durmaya başlamış.

Anacığı bir eczacının yanına çırak olarak vermiş garibi. O zamanlar şehirdeki eczane sayısı

bir elin beş parmağını geçmezmiş. Genç Yakup her gün sabah sakız beyazı gömleğinin

üzerine önlüğünü giyip, saçlarını özenle yana doğru tarar, tabir-i caizse jilet gibi

geçiverirmiş tezgâhın arkasına. Eczacılık o zamanlar şimdiki gibi de değilmiş. Kendileri

yaparlarmış ilaçları. Özen istermiş, dikkat istermiş bu iş. Bir miligramın bile hayati önemi

varmış.

Zamanla formülleri ezberlemiş. İlaçları kendi yapmaya başlamış Yakup. Eczacı Aslan Bey

artık gözü kapalı emanet eder olmuş dükkanı Yakup’ a.

Geceleri biçare gelen hastalara ilaçlar yapmış. Tavsiyeler vermiş.

Zaman zaman kardan kapanmış yolları aşıp, ateşli çocuklara iğne yapmaya gitmiş.

Hele ki söz konusu çocuklarsa, hiç dayanamazmış onlara.Bilgisi ve merakıyla kendini günden güne geliştirmiş. Artık şehirde tanınan, güvenilen

biriymiş. Nam-ı diğer “Eczacı Yakup” olmuş çıkmış adı.

Çektiği onca cefanın mükafatını herkes tarafından sevilerek almış. Onu üzen kimse

olmamış hayatında, o da kimseyi üzecek bir şey yapmamış ne de olsa. Ona sığınan

kimseyi boş çevirmemiş, elinde üç varsa, ikisini olmayanlara vermiş. Kim bir yola çıktıysa

arkasında dağ gibi durmuş. Gülenle gülmüş, ağlayanla ağlamış.

Okuduğu kitaplar boyunu aşmış. Fikirleriyle herkese ışık olmuş. Yol olmuş, yoldaş olmuş.

50’lerin ortasında, serin bir Nisan ayında çıkmış “ömrünün baharı” karşısına… Beline kadar

örülü saçlarına âşık olmuş bu genç kızın. Oje almak için gelmiş eczaneye. “Kırmızı olmasın,

babam kızar” demiş çekingen bir edayla. Renksiz, parlak olanı almış, uzatmış parasını.

Çıkınca dükkândan dışarı güzel kız, arkasından takip edip öğrenmiş yaşadığı evi Yakup.

Anasına gidip “isteyelim” demiş. Kimdir, necidir diye sormak lazımmış tabi. Sormuşlar

soruşturmuşlar. Şehrin ileri gelenlerine haber salmışlar. Kader bu ya kızın babası

Fotoğrafçı Vahit Efendi çıkıvermiş.

Vahit efendiye göstermiş, cebinde dört kat duran fotoğrafı. Fotoğrafa bakınca, anasının

kucağında susmadan ağlayan o bebek hemen gelmiş Vahit’in hatırına. “Verdim gitti”

demiş, eklemiş sonuna: “Kızım sana emanet, incitmeyesin sakın ola…”

Mütevazi bir sokak düğünüyle onlar ermiş muradına… Üç evlatları olmuş… İkisi kız biri

oğlan. Yalnızca gülerken akmış gözlerinden yaş… Mutluluktan başka hiçbir şey

biriktirmemiş heybesinde…

Bizim Yakup, ömrünün seksen birinci Nisan’ında, o çok sevdiği bahar çiçeklerini

koklayamadan göç etmiş öbür dünyaya…

“Ömrünün baharını” o gün ilk kez incitmiş…

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Previous Post

Fırtınada Yeşermek / Esra Sönmez

Next Post

Uyanış Destanı

Sultan Gizem KOÇAK

Sultan Gizem KOÇAK

Yazar ve fotoğraf sanatçısı Sultan Gizem KOÇAK 1991 Yılında Kırıkkale'de dünyaya geldi. Kırıkkale Üniversitesi İşletme Fakültesi, Anadolu Üniversitesi Adalet bölümü mezunu. Selçuk Üniversitesi’nde Oyun Terapisti eğitimi aldı. Boğaziçi Enstitüsü’nde ve Rumeli Üniversitesi’nde fotoğrafçılık eğitimini tamamladı. Daha çocuk yaşlarda fotoğrafçılığa olan yeteneğini keşfetti ve bu fotoğrafların bir yaşanmışlığın simgesi olduğuna inanarak fotoğraf karelerine minik öyküler yazmaya başladı. Okul hayatı boyunca çeşitli kompozisyon ve fotoğrafçılık yarışmalarında dereceler aldı. Belli bir dönem bankacılık yaptıktan sonra, 2023 yılında fotoğraf stüdyosu açarak o güne kadar hobi olarak yaptığı fotoğrafçılığı mesleği haline getirdi. Çeşitli dergilerde öyküler ve şiirler yazıyor.2023 yılında "YARDIMSEVER BADİ" isimli ilk okul öncesi çocuk kitabı yayımlandı.2024 yılı Haziran ayında “OBJEKTİFTEN KALEME” isimli kendi çektiği fotoğraflara yazdığı mini öykülerin yer aldığı ikinci kitabı kitapseverlerle buluştu.2024 yılının Ekim ayında "MONİLER İLE DOLİ'NİN ARKADAŞLIĞI", 2025 Ocak ayında "FOTOĞRAFÇI BADEM " kitabı miniklerin beğenisine sunuldu. Sultan Gizem Koçak ,evli ve bir çocuk annesidir.

Next Post

Uyanış Destanı

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • HIRSIN YALNIZ GELECEĞİ
  • Orkestra
  • HEDİYE/LEYLA GÜR
  • Adaletin Sessiz Kaldığı O Yer / Derya UYGUN CAN
  • Sükûnet : Gölgelerden Yükselen Sessizlik

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.