Kibele olmak,
Her yeni doğan güneşte,
Altın ışıklarla kutsanan
Toprağın kalbinde uyanmaktı.
Bir damla yağmur gibi düşüp,
Zamanın aynasında çoğalmaktı…
Göğe tutulmaktı;
Bulutların içinden doğan sırra
Emanet olmak gibi…
Ay, gecenin alnına mühür vururken
Yüreğine kadim ilahiler söylerdi.
Gecelerce, çağlarca süren aşkın diliyle
Yaşamı kutsamaktı varlığın.
Ruhun uyanan sırlı baharında
Toprağın sesini taşımaktı.
Bazen bir çocuğun titreyen nefesinde
Bazen dünyanın gözyaşında
Dirilmekti yeniden…
Her damlada cana can katan
İlahi soluktu kalbinin atışı.
Gülüşünde yedi kat göğün kapıları aralanırdı,
Adın yıldız ışığıyla işlenmişti kader taşına.
Ve sen doğduğunda,
Dağlar sevinçle yankılanır,
Irmaklar bereketle coşardı.
Çünkü sen Kibele idin:
Toprağın sesi,
Yaşamın nefesi,
İnsanlığın ilk duası…
Ve Tanrıça olmak
Yeryüzündeki suretindi.



