• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Öykü

Kalbin Nüfus Sayımı / Esma Obut Yokuş

Esma Obut Yokuş by Esma Obut Yokuş
1 Aralık 2025
in Öykü
0
Kalbin Nüfus Sayımı / Esma Obut Yokuş
0
SHARES
321
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

Bir yolculuk gerekliydi.   

Uzun. Derin. Sessiz. Ama içten içe sarsan bir yolculuk.

Kalabalığın gürültüsünden sıyrılıp kendine, ruhunun en kapalı odalarına doğru yürüdü.
Yolda, vaktini ayırdığı insanları izledi.

Yorgun gecelerinde omuz olduklarını…
El uzattıklarını…
Yaralarını sardıklarını…
Kendinden eksilterek tamamlamaya çalıştıklarını…
Sarıldıklarını…
Yüreğini üşütenleri…
İnsanı sadece sahnede oynayanları…
Sessizliği kucağına bırakanları…

Ne kadar kalabalıkmış meğer yüreği.
Ne çokmuş ömür tükettikleri. Bir ihtimal uğruna affettikleri.
Ne de çok “anlat” demiş, sesini duyuramadıklarına.
Başkalarının ağırlıklarını taşırken, yolda kalmış kalbini gördü. Kendini ihmal edişinin izleri parlıyordu karanlıkta.
Sonra bir sayım başlattı kalbinde.
Kim var orada hala, kim gitmiş, kim hiç olmamış?

Birde ne görsün?

İki dost, bir çuval düşman.
Düşman dediyse elinde kılıç sallayanlardan değil; tek bir cümlesiyle umudunu parçalayanlardan.
Sonra fark etti, en keskin hançerler başkalarından değil; kendi kendine ettiği haksızlıklardan saplanmıştı.

İyiliği gösteri sanan yanı, kendini hoyratça harcayan tarafı, ruhunu sessizce yoran hali…
Hepsi bir masanın etrafında oturmuş onu bekliyordu sanki.
Her biri ayrı bir ayna tutuyordu yüzüne.
Her soluk boğazına düğümleniyordu.
Anılara tutundukça daha karanlık bir boşluğa düştü. Geçmişten sarkan her ip, biraz daha yırtıyordu içini.
Acımasızca vedalaştığı insanlarla, bir zamanlar avuçlarını açıp dua ettiği, aynı kişilerdi.

Dua ve veda. Aynı ellerde, aynı isimlerde birleşmişti.
Yarım bıraktığı cümleler, içine akıttığı gözyaşları, susturduğu öfkesi çıkıyordu saklandıkları yerden.
Bir köşeye gömdüğünü sandığı yaralar, hiç ummadığı anda yokluyordu onu.
Bir yağmur damlasının ağırlığında, bir el fenerinin titrek ışığında…
Hepsi birer fotoğraf karesi gibi; birlikte güldüğü, sustuğu, ağladığı anların masumiyetiyle çarpıyordu yüzüne.
Meğer sonsuza dek sürecek sandığı o masumiyet, kırılgan bir cammış avuçlarında.

Büyük sözlerin ardında saklanan yorgun cümleleri anlamaya, gidişlerin gelişlerden daha büyük iz bıraktığını kabul etmeye ne çok direnmiş.
Yeni anılar için çabaladıkça, yarım kalan hikayeleri tamamlamaya uğraştıkça daha büyük hayal kırıklıkları doldurmuş boşlukları.
Kalbini açtığı insanların kalmaya yetecek kadar cesur olmadıklarını gördükçe, kapılarını açtığı için kendini suçlamış.

Yük ağırlaştıkça, yol daralmış; yol daraldıkça içindeki sessizlik büyümüş.
İnsanı en çok acıtan, kalbinden çıkardıkları değilmiş; asıl acı, kendi boşluklarını, O’nun sesinde, Rabbinin rehberliğinde doldurmayı öğrenememekmiş.Bazı insanlar yalnızca bir “anı”ymış.
Geleceğe ait değillermiş; sadece öğreten, hatırlatan, yüzleştiren misafirler…

Her biri bir ders, her biri bir kapı, her biri unutulan ve yüzleşmesi gereken bir duygunun iziymiş.

Ve işte o kapılar birer birer kapanırken, içeride bir sessizlik duydu. Ama bu kez yoran değil, toparlayan bir sessizlik. Bütün sesler sustuğunda, içindeki kalabalığın arasında tek bir nefesin bile ona ait olmadığını fark etti. “Biri gelsin ve yanındayım desin” diye beklemekten vazgeçtiği anda, içinde yıllardır kapalı duran o oda aydınlanmaya başladı. Hiç kimsenin sırtlanamadığı yükleri hafifletmek için önce kendi omuzlarına dokundu.
Bir zamanlar başkalarının gölgeleriyle kararan tarafında, artık Rabbinin ışığının yankılarını hissediyordu. Sarsıldığı her yerden sızan o ince nurun onu nasıl yeniden kurduğunu izledi.
Yalnız kaldığı anların, aslında ona kendini öğreten en büyük ilahi armağanlar olduğunu görüyordu.
Kimsenin omzuna yaslanmadan da ayakta durabildiğini, yıllardır sessiz duran o direncin hiç sönmediğini anladı. Bütün sesler sustuğunda, içindeki o kalabalığın arasında artık kendi nefesini duymaya başlıyordu. Başkalarının onu eksiltmediğini, aksine boşalan her yerin kendi nefesine yer açtığını fark etti.
Bir zamanlar onu hırpalayan sözler, artık üzerinden kayıp gidiyor; ruhu güçleniyordu.
Karanlığa gömüldüğünü sandığı en derin anlarda bile, aslında, Yüce Yaradan’ın eliyle, yukarı çekiliyordu.
Bekledikleri gelmediğinde çökmeyi değil, kendi kendine yürümeyi…
Kimse kalmadığında bile içinde ona sadık duran bir parçası olduğunu…
Yıllarca başkalarına sakladığı sevgiyi avuçlarına alıp kendine sürmeyi…
Hakiki dostluklarla yeni anılar dokumayı…
Rabbinin en güvenli sığınak olduğunu… öğrendi. O gün, aynaya baktığında daha önce hiç görmediği bir şey gördü. Yıllarca üstü örtülü duran, başkalarına yer açmak için bastırdığı o derin köklerini… Hepsi oradaydı. Ve o, ilk kez, kendi kalbinin ağırlığını taşıdı. Kırılan yerlerine baktı. Her parçası hem yorgun, hem kararlı, hem yaralı, hem dimdik ayaktaydı.

İşte o anda, eksilmelerinin aslında bir tamamlanışa doğru açılan kapılar olduğunu anladı.

Meğer o, en çok yaralarıyla büyüyen biriymiş.
Pes etmediği her gece, kendine attığı bir imzaymış. Meğer mesele, kalbinde kimlerin kaldığı değilmiş; asıl mesele, O’nun rızası doğrultusunda kendinde ne kadar kalabildiğiymiş.

Nüfus sayımını tamamladı.
Eksilenler çok… ama o artık tamamdı!

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Previous Post

yirmi sekiz

Next Post

Matruşka | Ersin KURT

Esma Obut Yokuş

Esma Obut Yokuş

1990 yılında Siirt’te doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Batman’da tamamladı. 2012 yılında Malatya İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünden mezun oldu. Çeşitli kişisel gelişim ve psikoloji eğitimlerine katılarak insan ruhuna dair bilgisini derinleştirdi. Bir süre Türkiye’de görev yaptı. Eğitim alanındaki deneyimini daha da derinleştirmek ve kariyerine uluslararası bir boyut kazandırmak amacıyla Amerika Birleşik Devletleri’ne yerleşti. Eğitimcilik kimliğinin yanı sıra edebiyata ilgi duyuyordu. Yerel bir gazetede köşe yazarlığı yaparak yazarlık hayatına adım attı. Edebiyat ve düşünce dünyasında yetişkin okura hitap eden deneme ve öyküler kaleme aldı. Kaleme aldığı metinlerde toplumsal meseleleri bireysel psikolojiyle harmanlayarak, okuyucusuna derinlikli anlatımlar sunmayı amaçladı. Yazılarında insan doğasının karmaşıklığını, toplumsal dinamiklerle iç içe geçmiş bireysel deneyimler üzerinden irdelemeyi ön planda tuttu. Sanatın farklı alanlarına da ilgi duyan yazar; ebru sanatı, kaligrafi ve fotoğrafçılıkla da aktif olarak ilgilenmektedir. Bu sanat dallarındaki estetik bakış açısı, yazılarına da yansımakta ve anlatılarına görsel bir derinlik katmaktadır. Disiplinler arası bir perspektifle üretim yapmayı önemseyen yazar, edebi metinlerinde insanı merkeze alan, düşündürürken hissettiren bir dil kurmayı hedeflemektedir.

Next Post

Matruşka | Ersin KURT

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • Orkestra
  • HEDİYE/LEYLA GÜR
  • Adaletin Sessiz Kaldığı O Yer / Derya UYGUN CAN
  • Sükûnet : Gölgelerden Yükselen Sessizlik
  • Tohum Kutusu / Özlem Karaca

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.