• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Şiir

KALAN DA GÖNÜL, YANAN DA GÖNÜL!

Dingin by Dingin
9 Mart 2026
in Şiir
0
0
SHARES
12
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

KALAN DA GÖNÜL, YANAN DA GÖNÜL!

 

“Bir kapı açıldı, ansızın, baktık:
Akşam!.. Kimse benzemez oldu kendisine.
Kim bilir, ne kadar hüzünlü artık,
bir odadan ötekine geçme bile!..”

                                                                              Hilmi Yavuz (Annem ve Akşam)

 

Öksüz ölmez, örselenir. (Balıkesir, Isparta ile Samsun öğütsözü)

 

Öksüzün alnına güneş doğmaz. (Antep öğütsözü)

 

Öklerini – “öldürenler”e, demek unut(tur)anlara karşı(n) – gönüllerinde, uslarında, savaşımlarında yaşataduran bütün öksüzlere…

 

Öylece kalıyor gönül!

Oysa siz gene körpecik umutlarla başlamıştınız o güne:

Tanyelinin okşadığı tininizle tanyerindeki kızıltıyı katışıksız

güneşiğine katık edip kuşların anlattıklarından da güç alarak bütün

güçlükleri yenecekmiş gibiydiniz;

dahası, günün sonunda sorunlardan, demek acılardan büsbütün

kurtulmuş olacaktınız.

Daha ne!..

 

Öyleyse, gününüz iyi başladı ya da siz güne iyi başladınız.

İşte, bildik uğraşların içindesiniz.

Koşturmuyor, demek bilgece bir dinginlikle görüyorsunuz

bütün işlerinizi:

Siz “sıçan yarışçısı” değilsiniz!

Yok, tuzunuz kuru değil daha.

Gelgelelim – hani yok mu! – çok yakında “karabasan”ınız sona

erecekmişçesine eyliyorsunuz yapıp ettiklerinizi.

Ancak, kuşluk böyle, demek usulca geçiyorken, birdenbire yeğin bir

acı duydunuz dincelmeye başlamış gönülceğizinizde:

Biri, hem de en yakın (!?) soydanlarınızdan biri, arkanızdan sinsice

yaklaşarak

indirivermişti öldürücü bir ağıya belenmiş bıçağını yüreğinizin tüm

ortasına olanca acımasızlığıyla.

Öylece kaldı gönlünüz,

öyle başladı gene yanım yanım yanmaya,

derken – kimse yadsıyamaz bunu – siz öyle öldünüz!

 

Sonra, neden sonra “Gene de, yaşam sürüyor, sürmeli!” diye düşünüp

gözyaşları ile gönül kanı içinde yığılakaldığınız yerden usulca

yekindiniz;

gene yola koyuldunuz sonunda bir “umar”ın bulunacağı umuduyla.

Gelgelelim kimse bir “ada” değildir;

dahası, doğru, iyi iyiliğinden azmaz,

kötüyse geç(e)mez kötülüğünden,

giderek gitgide daha kötü olur.

Sizse anladınız yeryüzünün kötülüklerle dolup taştığını,

düzeltilemezi düzeltmeye çalışaduran “düzeltmen” olmaklığın

son-kerte yıpratıcı yanlışlığını gördünüz de.

Ancak, savaşım vermeyi bırakıvermek istemiyorsunuz;

dahası, kim bilir, gönlünüzün bir bucağında ölgün de olsa bir umucuk

var.

Siz böylece sürdürüyorken kendi solgun solmazlık savaşımınızı,

“dışarı”da, kalabalık mı kalabalık bir uluyolda umutlanmaya çalışarak

karşıya geçiyorken o gün öğleden sonra,

alabildiğine tiksinç bir tanıtım yazısı gözünüze çarpıverdi de

gönülce kaldınız oracıkta içinizdeki o dayanılamaz

“bulantı”yla.

Oysa gördüğünüz onların olağanlaştırılmış tiksinçliklerinden biriydi

yalnızca.

(Öyleyse, neden kalakaldınız siz o “çılgın kalaba”nın tüm ortasında, demek bildik sıçan yarışı yaşamsızlığında?!)

 

Birdenbire anlar, giderek kavrar kişi:

Kalan da gönüldür, yanan da gönüldür!

(Gelgelelim yaşam yüzünü hiç mi hiç göstermez sıçan yarışçılarına.)

 

*

 

Derken o kalabanın ortasında kalakalmış kalakalamayacağınızı

görerek bir kıpı önce uzaklaşmak istediniz oradan.

Ah, o kim bilir hangi “sonun başlangıcı”ydı!?

Siz, kim bilir, hangi acıyı duyar olacaktınız sil baştan?!

Ancak, o kıpıda nereye gidiyor, neyi umuyordunuz?

(Kaçan kurtulamaz, kurtulacak olan kaçmaz,

ancak “kaçıranlar”dan kurtulursa kurtuluşa erer kişi,

gönlünü kurtaramayan hiçbir yerde kurtul[a]maz.

[Yoksa siz bunları bilmiyor muydunuz?])

 

Gün kavuşmak üzereydi siz kendinizi evinize dar attığınızda.

Gün kavuşunca iliklerinizde duyduğunuz yitiklikse sizin bitikliğinizdi.

(Bilmez misiniz!: Ne denli yitikseniz o denli bitiksinizdir bu

yaşamsızlık batağında.)

Dışarıda pis pis eseduran bumbuz yelin, demek “ölüm yeli”nin

üşüttüğü acınası tininiz

bütün odalarda o ürkünç yokluğu görünce gene

oracıkta ölüp kendi yokluğuna gömülekalıverdi bildik umarsızlık,

umutsuzluk içinde.

Acılar, anılar ile andaçlar kimsesizlik içre karman çorman olmuşken

sizin içinizde, giderek dışınızda çepeçevre,

“Bozgun!” diye düşündünüz siz.

“Bozgun, hep bozgun, hepten bozgun!..”

Doğru, “bozgun”du o:

Ötesi yoktu ya da gene yokluktu.

He, kalan da gönlünüzdü, yanan da…

İşte, gece olanca kötülüğüyle kaplamıştı yüreğinizi gene bir çırpıda;

yüreğinizse kanayaduruyordu derin mi derin, kapan(a)maz yaralarla

ığıl ığıl, için için.

Yoksa “sonsuzluk” dedikleri, yokluk muydu yalnızca?!

(Öyleyse, demek yokluk varken varlık nite var olurdu!)

O gece de kopkoyu karanlığın tüm dibindeydiniz siz;

oradaysa ıpıssızlık, ölüm sessizliği ile kimsesizliğin

ondurmaz apacılığı vardı.

Gerçekte varolmayan kötücül bir doğaüstü güç,

kazandığı utkunun coşkusuyla çılgınca gülüyormuş gibiydi elli-yıllık

acı-görmüş evinizin soğuk mu soğuk odalarında sonsuz yankılarla.

Gönlünüzün sessiz acı çığlıklarını işit(ebil)ecek kimsecik yoktu da.

Umutlar yitmiş, yaşam bitmiş, kişi tükenmişti, yazık!

(Ah, o sevinçli, güzel, umut-dolu, umutlandıran çocuk – vara vara –

bu yaşamsızlığa varacaktı ha!)

 

                                                                                                   Gökhan Çağlayan

                                                                                                      2026 Akarayı

                                                                                                          Seyhan

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Previous Post

Kazık çaktı…” Bir kere ruhaniyete!”

Next Post

KİM..?

Dingin

Dingin

ÖZGEÇMİŞ 1976’da, Adana’da doğdum. İlkokulu, ortaokulu, ortaüstokulu özdeş yerleşekte bitirdim. Çukurova Üstokulu Tutumsal, Yönetsel Bilimler Kolu İşletme Bölümünün 1998 çıkışlısıyım. 1999’da, Amasya’da “kısa dönem eğitim çavuşu” olarak görev yaptım. 2015’te başladığım Anadolu Üstokulu Açıköğretim Bilimliği Türk Dili ile Yazını Bölümünü 2019’da bitirdim. Adana’da yaşamaktayım. Amasya’dan Adana’ya döndükten sonra bana akça kazandıracak bir iş bulamadım. (Şimdi evde çevirmenlik yaparak ya da ona benzeyen bir iş görerek geçimimi sağlamak üzere arayış içinde bulunuyorum.). Gelgelelim bana göre “yaşama”, gerçek, tek işimizdir; dahası, ben çalışkan, iyilikli bir kişiyimdir, demek boş durmam, yalnızca iyilik yaparım. Nitekim örneğin öteden beri dille, yazınla ilgileniyor; son yıllarda – daha çok – deneme, kısa öykü ile yır yazıyorum. Yad dilim İngilizce, ökdilim Türkçe. Dilimden anlaşılacağı üzere, doğru, öz Türkçe yanlısıyım; dahası, dile en çok özenin gösterilmesi gerektiği kanısındayım. Okuma-yazmanın yeğleştirici, kıvandırıcı, kimileri içinse sağaltıcı etkilerinin var olduğunu pekiyi bilmekteyim. (Özengen dilci-yazıncıyım. 2011’den başlayarak Çağdaş Türk Dili’nde, Kutlu Yazarlar dergisinde, Türk Dili Dergisi’nde, Türkçesi Varken… ağ bölgesinde, Yeni Adana günyazısında… yapıtlarım yayımlandı. [Açıköğretimle ilgili bir yarışmanın okunmacında bir denemem yer aldı.]. 2013’te Elde Var Yalnızlık-adlı öykü okunmacım çıktı. 2015’te Özden Söze adını taşıyan deneme okunmacım yayımlandı. 2016’da Etyemezlik-adlı araştırma-inceleme okunmacım basıldı. Gene 2016’da Umut Yaşamın Öbür Adı adıyla bir anlatı okunmacım çıktı. 2017’de beşinci okunmacım, ikinci öykü okunmacım olan Yazdan Artakalan yayımlandı. 2019 Cumba öykü yarışmasında Yağmur Sıcağı-adlı kısa öykümle “özendirmelik” kazandım. [Söz konusu öykü, o yarışmanın okunmacında bulunmaktadır.]. Okumayı, yazmayı, ayrıca çevirmeyi sürdürüyorum.). Doğa tutkunuyum. Yılkıtüketmezim. Araştırmayı, eleştirel, sağlıklı bir biçimde düşünmeyi, giderek kuram oluşturmayı, gülüntüçizi çizmeyi, ışıkçizi çekmeyi, öğrenmeyi, yürümeyi… severim. Güzelsiz, kötü, yanlış hiçbir nene yoğum. Demek gerekli, yararlı, dokuncasız biriyim; öyle kalacağım. Gökhan Çağlayan 2024 Gücüğü Seyhan

Next Post
Nefise Durdağ'a ait çizim

KİM..?

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Mart 2026
  • Şubat 2026
  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • Çapraz
  • MODERN CENAZE
  • SERÇE
  • Taşınmayan Bir Şey Var İçimde
  • Çekmecedeki sır

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.