Herkese yurt oldun da bir tek bana gurbettin
Ne engizisyonda kör bir giyotin
Ne zulüm ne de zahmettin desem bile
Suyundan incinen nehirlerde yıkanmak için
Karına kırgın çığlarla düşe kalktım çağlarca
Ve koca dağlarca hicret senfonileri yazdım sana
Biliyor musun Matilda?
Kime niyet kime eziyet bu asude hal ile
Kendini ararken eğri menderesler çizen
Eksildikçe hüzünle eklenen
Ve “yıkım ekleriyle” çekimlenen
Leş anlamlı bir sözcüktür ayrılık her şiirde
Tüm renklerin siyah olduğu karanlıklar basinca
Sevilmemek için ekber, vedalar için erşedsin artık
Sana belki de son şiirimdir bu veya son kimliğim
Ki kabuk bile tutunmak için çırpınırken yarada
Sen hala yarım ağız türkü sözleriyle
“Yar sarsın yaramı, yar nenni nenni” diyen
Bir radyo gecesi huzuru taklidi yapmaktasın
Sana mı mezarlara mı toplanmış bilmediğim bu
nergisler,
Bu gizli haykırışlar bu ayan beyan gizler
Yolunu gözler ve seni özler Matilda.
Vakte vakıf sözlerle inşaa ettiğim bu senfoni
Adına şiir denen bu debdebe bu feryat figan
Sandığın gibi değil! Görmekteyim
Zira herkes şiirler yazdığımı düşünmekte
Oysa ben seni sevmekte ve ölmekteyim.
Oysa hep aynılığın saflığıydın çocuk resimlerinde:
Tepede bir güneş, bir dere ve uzak bir ev…
Hani günü aymamış aydınlıkları saklayan
Mehtabın ışığıyla iktifa etmeyecek santurları
Doğum günlerine armağan elvedaları
Ve denize yabancı yabani martıları gizleyen
Nice sessizliğin içindeki kalabalıkları andıran,
“Sere serçe” sesinle cıvıldıyor sokak
Aynı sesle bağırıyor seyyar satıcılar,
Talebeler parmak kaldırıp konuştukça sesinle
Sesin yankılanıyor haber bültenlerinde:
“Bir adam bir kenti tam on dört yerinden terk etti”
diyen.
Her salatta ismin nakşediliyorsa dilime
Ve kendinsizlikle boğuşan kendime
Nasihatler boşa mıdır söyleyiver kınalı serçe?
Zira “at vuruldu” ve “Usta” bile şiire sırtını
döndü
Geçti zaman geçti çağ, baştanbaşa zehirli üzüme
durmuş yemyeşil bir bağ
Ve eylülde kar düşen bir dağ oldu gidişin!
Gidişin ki içime devrilen kanlı kayalar
Sevda emekçisi yayan yapıldak yayalar
Yahut ilk takvimi keşfeden Mayalar bile
Seni terennüm ediyorsa
Yoldan çıkmak değil bu “yola çıkmak” aslında
Yol ki ne uzun ne de ince,
Yaşamaktan kötü ölmekten hallice
Nice ince söze ve linçe rağmen yaşamayı ödev
bilen…
Bu tanrıtanımaz yangın yerinde!
Savaşa gebe erkekler olacak yaşların boyunca
Ve aşkların vazgeçmelere doyunca
Birini bulmakla birbirini bulmak arasındaki farkla
“Beni kim yaktıysa o söndürsün” diyeceksin
Matilda.
Yangın ki senden bana kalan tek bergüzarım
Tövbeleri bozulmuş yorgunum, yaralıyım, viranım
Ebrehe’nin fillerinin beni ezdiği çağdan beri
Yüzüne hasret yoluna intizarım
Belki de hiç duymadın ama
Ağrı kesiciyle kestiğim bileklerim
Ve asla olmayacak dileklerimle şimdi tarumarım
Farkına diye bir yerin, varmak diye yolu varsa
eğer
Haybeye geçen yıllarca süren ve zamanın
durulduğu
İçimden içime gri bir gurbet sonra
Seni bekliyor olacağım en güzel seherlerde
Gülüşüne konan kuşların vurulduğu.
Paylaşarak destek olabilirsiniz!