geceni sakladığın gizin
soğuk ay ışığı biraz, bir soluk gülüşten,
artan hüzünlerin maziden, epeyce uzak
yurt edinilen, beklenen
tenha gözlerinde uyanırken dinmez karanlık
yoldaşlığında duyguların, kıpkızıl tutkuların
ve yakarsın kendini ölümüne
ağırlanır hayat böylece
yorgun kentlerin sabahında
gezersin kıyısında yılmadan firari sonsuzluğun
vurulandır mührü ömre,
ayak izlerine bulaşır tüm kederler
gölgeleri gözlerine her seferinde saplanan
hep sinen üstüne ve yalnızlığa
bir şeylerden, her şeyden uğurlanırken
ve yanarsın kendi yüreğine
ağırlanır hayat böylece
ateşini yaktığın denizin, sancı
teninde bozguna uğrayan yıldızsız gök
rüyasında kendi olmanın,
kendinde olmanın rüyası biraz
yalnızlığın içre büyüyüp genişleyen sular
hep yanıp ve sönen uykulardan
ve taşarsın kendi gözlerine
ağırlanır hayat böylece
güç dayanırım,
benden sıra dışı ölümler gezinen uyruğunda aklın,
ölümsüzlükler hep sıradan
bir yolculuğun koynunda yol alıp zamansız,
varılamayan hiç kendine
yığıntıdan tüm anıların
ve dönersin kendi gerçeğine
ağırlanır hayat böylece
hep ak bulutların
güzel, taze yağmurların
bir deniz gibi
durmadan köpüren ırmakların
hülyasında tek sen ve yaşayan ben
ağırlanır hayat
ve yaşanır böylece…



