
Zaman,
sandığımız gibi akmaz;
birikir.
İnsanın içinde
katman katman.
Bazı anlar vardır,
hiç yaşlanmaz.
Bir ses,
bir bakış,
bir yarım cümle
yıllarca aynı yerde durur.
Evler eskir,
insanlar değişir,
ama hafıza
aynı fotoğrafı
her seferinde
aynı yerinden yırtar.
Çocukluk,
geri dönülen bir yer değil;
taşınan bir ağırlıktır.
Büyüdükçe hafiflemez,
sadece
nasıl taşınacağı öğrenilir.
Annemin sesi
bir gün
kendinden büyük geldi bana.
Babam sustu,
ben ilk kez
sessizliğin
bir dil olduğunu anladım.
Aşk,
çoğu zaman bir başlangıç değildir;
unutulamayan bir duraktır.
Geçtiğini sanırsın,
ama içinden
hiç ayrılmaz.
Kaybetmek,
bir anda olmaz.
Önce alışılır,
sonra eksiklik normalleşir.
İnsan en çok
buna şaşırır.
Gece,
hafızanın kendini savunmayı bıraktığı andır.
Gündüz saklanan ne varsa
yavaşça ortaya çıkar.
Ölüm,
bir bitiş değil;
hatırlamanın
en sert biçimidir.
Ve insan,
zamanla şunu öğrenir:
Hayat,
hatırladıklarımızdan çok
unutamadıklarımızla
şekillenir.

