Güllü Lokum
Sema Keskin
“Devam et” dedi Rıza,Hız Turizm A.Ş.’nin otobüs şoförü Bekir’e.Otobüs İstanbul’dan Antep’e yol alıyordu.
Rıza tüm yolcuların güvenliğinden emin olmak için emniyet kemerlerinin hepsini kontrol etti.Her mola yerine uğradılar,sonuçta bu sefer on yedi saatlik yoldu…
Gün bitiyor Rıza’nın yorgunluğu bitmek bilmiyordu.Gelen yolcuların valizleri,giden yolcuların valizleri derken,yol tutan yolcular ve onların midelerindeki her şeyin yerlere saçılması da yormuştu Rıza’yı.Yerlerin silinip,çay,kahve ve atıştırmalıkların dağıtılmasıyla nihayet kalan son altı saate de sabretmek iyi bir şeydi.
Biraz dinlenmek istedi Rıza,gözleri kapanır gibi oldu,ayakkabılarının bağcıklarını gevşetti,gömleğinin kollarını kıvırdı,oturduğu yerden suların olduğu poşete uzandı,derin bir nefes alıp bıraktı,büyük bir hışırtıyla bir şişe suyu açıp neredeyse hepsini içti.İçi yanmıştı Rıza’nın.Kese kağıdına sarılı lokuma uzandı elleri,hâlâ oradalar mı diye kontrol etti,güllü lokum.Gülistanı’nın en sevdiklerinden…
Peki şimdi napıyordu Gülistan? Acaba kaç kere uyuyup uyanmıştı Rıza’yı beklerken ? Bu sefer verebilecekmiydi mutlu haberi sevdiğine ? Bir bebeğimiz olacak diyebilecek miydi? Oysa ne çok sevinirdi Rıza…
Şiddetli bir fren sesi duyuldu,Bekir uyumuş otobüs bariyerlere çarpmıştı.Susuzluktan kavrularak açtı gözünü Rıza,demek uykusunda içmişti suyunu.Ortalık mahşer yeri.Ambulans sesleri,polis sirenleri… “Sedye” diye bağırdı bir ses.Kese kâğıdına uzandı Rıza’nın elleri,biliyordu gülgoncası çok severdi…


