
Bu şehir
bir sigara izmariti gibi
dudaklarımda sönüyor
yağmur, sokak lambalarına asılı
sarı bir yalnızlık
ve sen
bir tren garı kadar uzak
bir mektup kadar yakındın
kaldırımlarda yürüyen
ayak sesleri değil
yenilmiş hayatlardı
her adımda biraz daha
yoksullaşan umutlar
ve ben
ceplerimde kırık saatler
zamanı sana yetiştirmeye çalışıyordum
sen
bir akşamüstü gibi girdin içime
gökyüzü paslıydı
gözlerin mavi bir isyan
bütün kalabalıklar sustu
sadece kalbim bağırıyordu
“kal!”
sigaramın dumanında yanıyordu
sürgün edilmiş aşklar
vurgun yemiş gülüşler
ve senin saçların
bir yıkıntı gibi düşüyordu omuzlarına
seni sevmek
bir kitap okumak gibiydi
her sayfası can
her cümlesi umut
ve ben
okudukça daha çok mutlu
daha çok sevgi doluyorum
ama bil
hiçbir hücre
bu aşkı tutamaz
hiçbir canlı
adını susturamaz
çünkü sen
bir kadın değil
bütün bir alemdin
kalbimde…

