• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Anlatı

En Sessiz Çöküş: Fark Etmeden Kaybolmak

Kimse fark etmez… çünkü herkes kendi kayboluşuyla meşgul.

SuatAltinok by SuatAltinok
25 Mart 2026
in Anlatı, Araştırma, Genel
0
En Sessiz Çöküş: Fark Etmeden Kaybolmak
0
SHARES
15
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

En Sessiz Çöküş: Fark Etmeden Kaybolmak

Hiç düşündün mü?

Bir insan bir anda kaybolmaz. Kimse sabah uyanıp “ben bittim” demez. Öyle bir sahne yok. Daha kötüsü var. Fark etmeden, yavaş yavaş kaybolmak.

Şimdi dürüst olalım. Kimse kendini kaybettiğini fark ettiği anda kaybetmez. Fark ettiğinde, iş işten geçmiş olur. Asıl mesele o aradaki zaman. Hani her şey normalmiş gibi görünür ama bir şeyler eksiktir. Adını koyamazsın ama hissedersin. İşte çöküş orada başlar. Sessizce.

Bir şeylerden vazgeçersin. Büyük kararlar değildir bunlar. Kimse “ben artık kendimden vazgeçiyorum” demez zaten. Küçük küçük olur. Eskiden ses çıkardığın şeylere artık “boş ver” dersin. İçine oturan bir şey olur ama üstünü kapatırsın. Sonra bir daha. Bir daha. Bir bakmışsın, seni rahatsız eden şeyler bile artık rahatsız etmiyor.

İşte o nokta var ya… orada bir şey değişmiştir.

Ve hayır, bu olgunluk falan değil. Bunu çok yanlış anlıyoruz. Her şeye alışmak, her şeyi sineye çekmek, her şeyi kabullenmek… büyümek değil. Bu, yavaş yavaş kendinden vazgeçmek.

İnsan kendini bağırarak kaybetmez. Sessizleşerek kaybeder.

Gün içinde kaç kere kendini erteliyorsun, farkında mısın? “Şimdi sırası değil.” “Buna sonra bakarım.” “Şu an uğraşacak halim yok.” Haklısın. Gerçekten bazen insanın hali olmaz. Ama mesele şu: O “sonra”lar birikiyor. Ve bir gün geliyor, ortada “sen” kalmıyor.

Garip ama gerçek. Çoğu insan hayatını yaşamıyor. Hayatının etrafında dolaşıyor. Herkes bir şeylerle meşgul ama kimse gerçekten bir şey yapmıyor. Herkes dolu gibi… ama içi boş.

İşin en tuhaf tarafı ne biliyor musun? Bu hâl rahatsız etmiyor. Hatta bir noktadan sonra rahatlatıyor. Sorumluluk yok, yüzleşme yok, karar yok. Akışa bırakmış gibi hissediyorsun ama aslında sürükleniyorsun.

Ve en tehlikelisi şu: Bu çöküş can acıtmıyor.

Bir düşün. Eskiden “ben böyle olmam” dediğin şeyler vardı. Şimdi? Yavaş yavaş o şeylerin içine girdin. Fark etmeden. Ve hâlâ kendine diyorsun ki: “Ben aynıyım.”

Değilsin.

Ama bunu söylemek zor.

İnsan başkalarına yalan söylediğinde değil, kendine doğruyu söylemeyi bıraktığında kaybolur.

Şimdi gerçekten dürüst olalım. Kaç kişi kendine karşı dürüst? Herkes bir şeylerin farkında aslında ama kimse yüzleşmek istemiyor. Çünkü yüzleşmek rahat değil.

Kendine şunu söylemek kolay değil: “Ben değiştim.” “Ben vazgeçtim.” “Ben eskisi gibi değilim.”

Daha kolay olan ne?

Kendini kandırmak.

“Ben sadece yoruldum.”
“Şartlar böyle.”
“Herkes böyle zaten.”

Bunlar tanıdık geliyor mu?

En rahat yalanlar bunlar. Ve en tehlikelileri.

İnsan, kendine söylediği yalanlarla yaşamayı öğrenir. Sonra o yalanlar gerçeğin yerini alır. Bir gün, gerçekle karşılaştığında tanıyamaz.

Ama hâlâ geç değil.

Bunu özellikle söylüyorum.

Kendini kaybetmek bir anda olmadıysa, geri dönmek de bir anda olmayacak. Ama mümkün.

İyi kalabilmek burada başlıyor. Herkesin sertleştiği bir yerde yumuşak kalmak değil sadece… kendine karşı dürüst kalabilmek.

Kendine rağmen doğruyu seçebilmek. İçinden gelmese bile, “bu ben değilim” diyebilmek.

Bazen bir şeyi kabul etmemek direniştir. Bazen bir ortamdan çıkmak. Bazen susmamak… bazen de susmak.

İyi kalmak kolay değil. Zaten kolay olsaydı, herkes iyi olurdu. Ama mesele başkalarının nasıl olduğu değil.

Senin neye dönüştüğün.

Çünkü en sessiz çöküş… kimsenin görmediği değil, senin fark etmediğin çöküştür.

Dur.

Şu an kendine bunu sor:

Yaşadığın hayat gerçekten senin mi?

Yoksa sen, içinde yavaş yavaş kaybolduğun bir şeyin parçası mısın?

Fark etmek küçük bir şey gibi görünür. Ama aslında en büyük kırılmadır.

Çünkü insan bir anda kaybolmaz.

Ama bir anda durabilir.

Yazar: Suat Altınok

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Tags: #Vicdan#Yalnızlıkfark etmeden kaybolmakfarkındalıkiçsel çöküşiçsel mücadelekendini kaybetmekmodern insanSuat Altınoksuat altınok yazıları
Previous Post

Osmanlı Balkan İmparatorluğu muydu? / Can Akkaynak

Next Post

Dünya Kayıp / Sevgi Erol Öçal

SuatAltinok

SuatAltinok

Next Post
Dünya Kayıp / Sevgi Erol Öçal

Dünya Kayıp / Sevgi Erol Öçal

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Mart 2026
  • Şubat 2026
  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • Dornapa’dan Esince / Mustafa Ünver
  • Nefes / Selcen Gezgin
  • Kaydırırken Eksilmek / Gülşah Erdinç
  • Düş Kadar Gerçek / Erkan Eren
  • Çocuğumla Arkadaş Gibiyiz Yalanı/ Aşk Yazarı Mustafa Çifci

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.