Zihnimde kocaman, iricesine iri
Giderek büyüyen amansız bir ukde
Vücudumu sarıp sarmalayan,
Tel örgü gibi her yanı yırtarcasına rahatlıkla dolaşan
Damarlarımdaki soğuk kandan daha hızlı yer değiştiriyor gibi
Onu zifiri karanlıkta sıkıca tuttuğum bir el feneriyle arıyorum
Işığı görünce uzaklaşıyor hemen
Aşırı korkuyor ya benden ya ışıktan
Ya da hatırlamaktan
İstediğim veya istemeyeceğim şeyleri
Bedenimde gezinmeye başlıyorum
Adımlar yankılanıyor koca vücut aleminde
Karanlıkları aydınlatarak yürüyorum
İlk defa geliyor gibiyim buralara
Keşfedilmemiş topraklar, kıtaya benzer bir yer,
Yaşama dair pek bir şey yok gibi sanki.
Bir uzaklaşıyor, bir yakınlaşıyor ses.
Ha yakaladım, ha yakalayacağım.
Peşinden gidiyorum korkusuzca
Onu ben büyütüp bu yaşına kadar getirdim belki de
Ama ne olduğunu bilemiyorum bir türlü kör olasıcanın
Ne çıkacağını kestiremiyorum.
Belki çok önceden kalan acılı, unutulmaz bir hüzün
Belki buruk, tatsız, gereksiz bir sevinç
Belki de sevecen, derinden ve düşünceli bir gülüş
Ama her nedense o rahatsız ediyor işte beni
İyi ya da kötü
Fazlasıyla, doyasıya, eritir gibi
Derin, kaynayan bir bataklık oluşturuyor içimde
Oluşan bataklığa başka düşünceler, sitemler, pişmanlıklar da takılıp düşüyor
Bulmak için çok uğraşıyorum,
Nefesimi tutup bataklığa dalıyorum,
Çırpınıyorum kimsesiz derinliklerde,
Fenerin ışığı bile yeterli olmuyor,
Tükeniyor bir süre sonra
Ama açıkça söylemek gerekirse
Onu bulmak için de ciddi manada
Ne yapabileceğimi
Ne edeceğimi
Pek bilmiyor gibiyim herkes gibi



