• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Genel

BAZI ACILAR MİRAS KALIR İNSANA

Tuğçe DAL by Tuğçe DAL
3 Nisan 2026
in Genel, Öykü
0
BAZI ACILAR MİRAS KALIR İNSANA
0
SHARES
12
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

İnanması her ne kadar güç gelse de tam karşımda duruyordu. Kirlenmesin diye kapısını sürekli kapalı tuttuğu odasında bugün en az yirmi kişi vardı. Her gün büyük bir özenle kabarttığı kırlentler, şimdi o insanların sırtlarının ağırlığı altında eziliyordu. Üzerine toz kondurmadığı fotoğraf çerçeveleri ise elden ele geziyordu.

Annesinden kalma o el dokuması halının üzerinde öylece yatıyordu, Nenej…

Bugün bu odada, ömrünün çoğunu mücadeleyle harcamış bir kadının vedasını izliyordum.Onunla geçirdiğim o eşsiz anları hayal ederken göğsümde keskin bir sancı belirdi. Gömleğime düşen gözyaşları ve ciğerlerime yetmeyen nefesimle bedenim bu vedaya adeta isyan ediyordu. Kendi deyimiyle, göçüp gitmişti bu dünyadan. Hâlbuki sesi hâlâ kulaklarımdaydı:

“Ölüm de bir yolculuk, bilinmeyene yapılan bir göçtür. Rabbim ayrılık dediğini yaşarken göstermesin sipse.”

Ölüm onun için bir son değil, sevdiklerine kavuşmak için çıktığı kutsal bir yolculuktu. Nenej, her sayfasını heyecanla okuduğum bir kitap gibiydi. Bitmek bilmeyen hikâyeleri ve derin nasihatleri bana çok şey öğretmişti. O; çocukluğunu, gençliğini ve kadınlığını doyasıya yaşayamamış ve ömrünü başkalarına adamış bir insandı. Okumayı çok istemesine rağmen okula gidememiş, okuma yazmayı gazete sayfalarından kestiği harflerle kendi başına öğrenmişti.Babaannem, ailesiyle Kafkasya’dan göçtüğünde henüz yedi yaşındaymış. Yaşı küçük olsa da yaşadıklarını zihnine mühürlemişti. Doğduğu topraklardan kopuşunu, oradan oraya savruluşlarını ve annesinin hiç dinmeyen gözyaşlarını anlatmaktan hiç yorulmazdı. Erken yaşta kaybettiği annesinin acısı hep taze kalmış; o kırmızı elma yanaklarından süzülen yaşlar hiç eksik olmamıştı.

Akşamları soba başında bizi etrafına toplar, masalsı hikâyeler anlatırdı. Sözü bittiğinde ise hayata dair o kıymetli nasihatlerini verirdi. Hatırlıyorum da bu hikâyelerin kaynağını merak ettiğim bir gün, gizlice odasına girmiştim. Küçükken korkudan bakamadığım siyah beyaz fotoğrafları incelerken, başucundaki o kırmızı defterle ilk kez o gün karşılaştım. O defterin sayfalarında, bir kadının birkaç mutlu anısına ve bir çocuğun asla yaşamaması gereken korkunç acılarına dokundum.

Nenej bir satırında, gül kokulu bahçelerdeki salıncakları ve annesinin kahkahalarıyla pişen yemekleri ne kadar özlediğini yazmıştı. Mutlulukla dolu evlerini arkalarında bırakıp yola çıktıklarında, çaresizliğin ne demek olduğunu en acı yoldan öğrenmişti. Perişan insanların feryatlarını duymasın diye babasının şarkılarla kulaklarını kapatışını; hasta çocukları görmesin diye annesinin fularıyla gözlerini bağlayışını satır satır anlatmıştı. Ne yazık ki, onca acıyı anlamasına engel olamamışlardı. Çünkü yol ne kadar uzunsa, zulüm de o kadar büyüktü. Defterdeki bir sayfa vardı ki, onu hiçbir zaman aklımdan çıkaramadım. Nenej ve ailesi, derme çatma bir barakada saklanırken silah sesleriyle uyanmışlar. Bir kadının kucağında bebeğiyle attığı yardım çığlıklarını, barakanın tahta boşluklarından dehşet içinde izlemişler. Şahit olduğu o anlar, gözyaşlarının mürekkebi dağıttığı lekelerle doluydu:

Zavallı kadını sürükleyip bir ağaca bağlamışlar. Önüne bir çukur kazıp, çırılçıplak soydukları bebeği o çukura fırlatarak üzerine toprak atmışlar. Ardından annesini kurşuna dizmişler. Nenej, o an nefes bile almaktan korkarak annesine sarılmış ve yıllar sonra o dehşeti şu cümleyle not düşmüş: “Canavarlarla dolu bir dünyadayım ve onlar bebekleri parçalıyorlar.” Bir çocuk için ölümden de ağır bir gerçekti bu. Sığındıkları ilk memlekette de huzur bulamamışlardı. “Hastalık getirirler” korkusuyla dışlanmış, camları taşlanmış, evleri boyanmış. Küçük Nenej’in annesine “Gidelim buradan, yoksa bizi parçalayacaklar” sözü üzerine ailesi yeniden yollara düşmüş. Tam bir yıl süren o savruluşta; suçsuz insanların nasıl yersiz yurtsuz kaldığını, sefaletin karanlığını ve güce tapanların insanlığı nasıl katlettiğini öğrenmişler.

İşte bende de o kırmızı defteri okuduğum gün “Kendi yurdundan koparılanların hayatta kalma mücadelesinin asla bitmediğini, bir yere kök salsalar bile o yükü ömür boyu taşıdıklarını, o yaraları bir miras gibi nesillere aktardıklarını öğrenmiştim.” Canım Nenej, şimdi kendi bedenine veda ederek sonsuz bir yolculuğa çıktı. İnancımız ne olursa olsun, bu onun çıktığı son göçtü ve bu göçte ne haksız bir zulüm vardı ne de dinmek bilmeyen bir öfke.

O gün o odada beyazlar içindeki pamuk tenine son kez baktığımda; yüzünde, o gül kokulu bahçedeki salıncakta sallanan küçük kızın huzurlu gülümsemesi kalmıştı.

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Previous Post

Dijital Çağda: Kâğıdın Sıcaklığı, Mavi Ekranın Sessizliği / Ayça Özgöztaşı

Next Post

Eksik Okunan Dünya / Serhan Pakdemir

Tuğçe DAL

Tuğçe DAL

Hayatın, insanın ruhuna iyi gelen ve onu dönüştüren uğraşlarla zenginleştiğine inananlardanım. Bu inancın bir yansıması olarak, çocukluğumun ilk yıllarından beri hikâyelerin ve şiirlerin rehberliğinde yürüyorum. Eğitim hayatımı Ege Üniversitesi İKMEP ve Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde tamamlayarak akademik bir yön çizmiş olsam da, kalemin ve kâğıdın büyülü dünyasından hiçbir zaman kopmadım. Antika eşyaların yaşanmışlığına ve el sanatlarının inceliğine olan tutkum, dünyamı renklendiren en büyük ilham kaynaklarım. Kalemimi ve kâğıdımı daima yanımda taşıyarak, hayatın renklerini kelimelerle buluşturmaya devam ediyorum.

Next Post
Eksik Okunan Dünya / Serhan Pakdemir

Eksik Okunan Dünya / Serhan Pakdemir

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Nisan 2026
  • Mart 2026
  • Şubat 2026
  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • İmzasız / Ebruh Yılmaz
  • İKİ BEN
  • YUDUM
  • Hayal / Hatice Gül Taşdemir
  • Anka / Tuğba Timurlenk

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.