• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Genel

Baba Yarısı

Fazilet Por by Fazilet Por
30 Nisan 2026
in Genel
0
0
SHARES
8
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

ÖYKÜ

 BABA YARISI                        

Kıvrıla kıvrıla ilerliyordu tren bozkırda yarım saattir; Ankara’ya doğru.

Yaz mevsiminin son günleriydi. Ağustos ayının da. “Hava girsin, rahat nefes alalım!” diye açmışlardı camı. Oysa; içeri dolan hava, öğle sonunun kızgın güneşiyle kavrulan kompartımanın harını söndüremiyordu. Terden sırılsıklam giysileriyle bunalmış, ama neşeyle söyleşiyorlardı.

Kompartımanda yeni tanışmış olmalarına karşın, aynı okulun sınavını kazananların yakınlığıyla kaynaşıvermişlerdi. Benzer duyguları yaşayan üç kız çocuğunun heyecanına, utangaç konuşmalarındaki sevince, mutluluktan ışıl ışıl parlayan gözlerine gülümseyerek baktı Hüseyin Bey.

-Zeynep, kendi kızım; Sevgi, sevdiğim bir öğrencim; Bahar’ı ise şimdi tanıdım. Tanımasam da önemi yok! Okuyan kızlarla hep gururlanırım. Aydınlık Türkiye’yi onlar yaratacak! dedi; Bahar’ın annesi Ferda’ya. “Konuşmaları, sınav kazandığım günü anımsatıyor bana… Hep aynı duygular.” diyerek; iç geçirdi.

Bahar, Sevgi ve Zeynep, eski öğrencilerden okulla ilgili dinlediklerini birbirlerine aktarıyorlardı. Kızların gözlerine tek tek  bakarak sürdürdü sözlerini Hüseyin Bey:

-Ne yazık ki, kapatılan köy enstitülerinin devamı sayılabilecek okullardan biridir; Hasanoğlan Atatürk İlköğretmen Okulu. Bu okullar da enstitüler gibi çok iyi eğitim veren kurumlardır. Çağdaş, akılcı, özgür düşünceli, bilimin yol göstericiliğine inanan, ulusalcı öğretmenler yetiştirirler. Ne denli şanslı ve ayrıcalıklı olduğunuzu, bu güzel okulda öğrenciliğiniz süresince, yaşadıkça göreceksiniz; dedi.

-Böylesine iyi tanıdığınıza göre, siz de Hasanoğlan’da okudunuz sanırım! dedi; Ferda.

-Hayır! Ancak; aynı amaç için kurulmuş okullardı tümü. Çifteler Köy Enstitüsünü bitirdim. Sonra da kendi köyüme öğretmen olarak atandım. Güçlüklerden yılmayan, başarılı ve saygın bir öğretmen olabilmem için beni eğiten öğretmenlerimle, okuduğum okulumla hep övündüm. Yaparak, yaşayarak, üreten öğretmenler olarak yetiştirildik hepimiz. Bizleri; beş yıl boyunca (öğretmen okulu olunca altı yıla çıkarıldı) barındıran, yediren, içiren, giydiren ve eğiten devletime borcumu ödemeye çalışıyorum on beş yıldır; diye yanıt verdi.

Öğretmen, öyle tatlı anlatıyordu ki… Yatılı okul anılarını, verdiği öğütleri dinleyerek zamanın nasıl geçtiğini anlayamamışlardı. Yazık ki yolculuk bitmiş; Ankara’ya gelmişlerdi.

Koşması bitmeyecek sanılan tren, yorulmuş gibi yavaşlayarak, son bir çuf çuf ile Ankara Garına girmişti.

Tanışmaktan, yol arkadaşlığı yapmaktan herkes mutluydu. Ancak; ayrılık zamanıydı. Aynı sınıfta olabilmeyi umarak, okulda yeniden görüşmek üzere; esenleşip ayrıldılar.

Hüseyin Bey’ler istasyonda kalacak, başka bir trenle Eskişehir’e oradan da köylerine gideceklerdi. Bahar ve annesi de kentte oturan amcasına.

– Hem sınavı kazandığını müjdeler hem de işinden izin alabileceği günü konuşur, kefalet senedin için kefil olmasını isteriz. Borçlanma senedine kefillik herkesten de istenmez ki! Okulu bırakır ya da atılırsan ödenecek yüklü bir paraya kefil olunacak. “Ağabeyimin emaneti Bahar’ıma, okuyacağına güvenemedi de kefil olamadı dedirtmem ellere. Okuyamasa bile öderim o parayı. Ayrıca çalışkan kızım benim ne okumaktan vaz geçer ne de okuldan atılacak bir davranışta bulunur. Ben baba yarısıyım, paranın sözü mü olur, nasıl başkasını düşündünüz?” derse nasıl yanıt veririz? Amcanı üzmeyelim, ayıp da etmeyelim! Noterde işimizi bitirince de ertesi gün hastaneden sağlık raporunu alırız.” demişti; annesi Bahar’a trende.

Ayrılığın hüznü, kavuşmanın mutluluğu yüzünden okunan yolcuyla doluydu her yan. Yaşlısı, genci, geleni-gideni, bekleyeniyle, olağan bir gün daha yaşıyordu; tarih kokan gar. Trene mi, evine mi yetişmek isteyenlerin telaşlı koşuşturmalarıdır bilinmez kalabalık arasından, kendilerine güçlükle yol bulup ana caddeye çıktılar.

“Biz gittiğimizde amcan olmaz, eve dönüşüne zaman var, onu beklerken dinlenir, teyzenle söyleşiriz. Amcan gelince konuşur, yemeğimizi yer, sonra da büyükbabana gideriz müjdeyi vermek için. Günler uzun, hava geç kararıyor.” demişti annesi; taksi durağına doğru yürürlerken.

Etlik’e gitmek üzere sıradaki taksiye bindiler.

***

Bahçedeki dalları yerlerde salkım söğüt ve meyve ağaçlarının arasından geçtiler. Tek katlı sevimli evin kapısına geldiklerinde annesinden önce davrandı Bahar. İncecik parmaklarıyla çaldı zili. Müjdesini bir an önce verebilmek için, içi içine sığmıyordu. Zaman durmuştu… Coşkun yüreğinin sesi, kapıyı açmaya gelen teyzesinin ayak sesini bastırıyordu.

Annesi, iki yaş küçük kız kardeşiyle, elti oluyorlardı. Çünkü, babasının bir küçüğüyle evliydi teyzesi. Hem teyze hem yengesiydi yani. Amcası da eniştesiydi aynı zamanda. Bahar için her ikisinin de sevgisi bir başkaydı. İki yıldır babasının sıcaklığını aradığı, baba gibi gördüğü amcası ile teyzesinin ana yarısı sevgisi kocamandı yüreğinde.

Bu saatte kimseyi beklemeyen teyzesi, kapıyı açınca şaşırmış, suskun; bekliyordu. Gülen yüzü, sorgular gözleriyle bakıyordu ikisine de. Boyu boyuna yakın, tombiş teyzesinin boynuna atıldı Bahar.

-Teyzeciğim kazandım! deyip; eve girmeyi bekleyemeden verdi müjdeyi. Sınava gireceğini bilen, sonucu merak eden teyzesine.

Şaşkınlığı geçen teyzesi annesine sarıldı sevinçle. Sonra, yana çekilerek içeri ‘buyur’ etti ablasıyla Bahar’ı. Beklenmeyen konukların heyecanlı sesini duyarak kapıya doğru gelen amcasıyla, salonun girişinde karşılaştılar. Memur amcası, dışarıda bir işi olduğu için erken çıkmış yeni gelmişti. “İyi ki evde, beklemeyeceğiz!” dedi içinden. Coşkuyla elini öpüp babasıymış gibi sarıldı. Konuşmalardan sınavı kazandığını anlayan amcası da kutluyordu sevinç içindeki Baharı.

Eve girince, doğru el yüz yıkamak, serinlemek için banyoya gittiler. Teyzesi de “siz yabancı değilsiniz” diyerek; yarım bıraktığı akşam yemeği hazırlığını tamamlamak için mutfağa.

Salona döndüklerinde, amcasını her zamanki koltuğunda oturur buldular.

Zilin sesini duyan küçük kuzenleri de merakla; şımartılacaklarını bildikleri konukları görmeye gelmişlerdi. Çantasında, çocuklar için her zaman bir şeyleri olan Ferda teyzelerinin çevresini sardılar sevinçle. Hiçbir zaman eli boş gelmezdi; bilirlerdi.  Çikolatasını alan, Bahar’ı çekiştirmeye başlıyordu. Üç kuzen sevgiyle birbirlerine sarılırlarken, en küçükleri aralarında koşuşturuyordu. Öte yandan da ablalarını soru yağmuruna tutuyorlardı. Bir ağızdan konuşulan, birbirine karışan sözler havada uçuşuyordu. O patırtı gürültüyü ses çıkarmadan bir süre izleyen amcası yeterli görmeli ki… Oturduğu koltukta doğrularak odalarına yolladı çocukları: “Ablanız birazdan yanınızda olur.” diyerek.

Geldikleri gibi itiş kakış odalarına gidince ev boşalmıştı adeta. Çocuklarsız sessizleşivermişti salon. Amcası, ‘müjdenin ayrıntılarını anlatın bakalım’ der gibi bakıyordu; bir annesine bir Bahar’a.

Bahar, annesini beklemeden; okumak istediğini, öğretmenliği sevdiğini, sınavını kazandığı okulun çok güzel olduğunu söyledi çabucak. Ama annesinden, kardeşlerinden, evinden uzakta olacağı, onları özleyeceği için üzüldüğünü de…

Bahar’ı dinliyor, bir yandan da İbrahim Ağabeyinden kızı için isteyeceği şeyi düşünüyordu ki… Birden daldı gitti Ferda…  “Kocamın ölümüyle, evimin hem erkeği hem de kadını oldum. Arkadaşım, dert ortağım, en yakınımdı Bahar. Kardeşlerine ablalık, yeri gelince de annelik yapıyordu. Çocuk, ama çocukluğunu yaşayamamış Bahar’ım. Şimdi yatılı öğretmen okulunu kazandı. Evden uzağa, Hasanoğlan’a gidince bir kez daha yalnız kalacağım ama…  Cananımın yokluğundan daha zor olacak değil ya! Çocuklarımı tek başıma büyütüyor, kocamın ailesine en ufak bir sorunumu yansıtmıyorum. Aslında kendi aileme de söylemiyorum ya! Yalnızca ne duyumsuyorlarsa onu biliyorlar. Kolay mı gencecik, otuz yaşında dul kalmak, dört küçük çocuğun sorumluluğunu üstlenmek? İbrahim Ağabey ile birbirimizi çok sever, saygı duyar, ‘abla, ağabey’ demeden konuşmayız.  Bugüne dek hiçbir şey istemedim. Ne para pul ne de bir konuda destek. Benim çözebileceğim bir şey olsa yine istemezdim. Ama… Tek isteyeceğim kızıma kefil olması…” diye düşünürken, kayınbiraderinin; “Ferda abla, sen ne diyorsun?” sözüyle kendine geldi.

Annesi, okulu çok sevdiğini söyledi önce. Sonra da okulla ilgili tüm bildiklerini anlattı. Haftaya kayıt yaptıracağını ancak, kefalet senedi için kefilliğine gereksinimi olduğunu…

-Bahar! Biraz yardım eder misin?  Teyzesiydi seslenen.

***

Birdenbire kalktılar, yemek davetine teşekkür ederek. Evden çıkarken, gözleri çakmak çakmak, esmer güzeli yüzü kapkaraydı annesinin. Elini dudaklarına götürdü ‘sus’ dercesine.

Neler olduğunu anlayamadan, annesinin yanında şaşkın, suskun yürüyordu Bahar…

Annesinin; yüreğinde fırtına, gerçeğin acıtan hayal kırıklığının ağırlığıyla geldiler durağa.

Evden çıkar çıkmaz başlayan gözyaşları essizce boşanıyordu; annesinin gece karası gözlerinden yanaklarına…

Bahar’da ağlıyordu… Annesinin acılı yüzünden akan gözyaşları için!..

Fazilet ÖZKAN POR

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Previous Post

Yüreğinin Eşlikçisi / Galip Uçar

Next Post

On Beş Künye: Kimsesizler Mezarlığı | Kara Tren Tefrika 2

Fazilet Por

Fazilet Por

Next Post
Kara Tren Tefrika II: On Beş Künye Kimsesizler Mezarlığı kitap kapağı. Paslı raylar üzerinde 15 asker künyesi, sisli bir gecede eski bir buharlı tren silueti. Anadolu Gotiği atmosferi.

On Beş Künye: Kimsesizler Mezarlığı | Kara Tren Tefrika 2

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Haziran 2026
  • Mayıs 2026
  • Nisan 2026
  • Mart 2026
  • Şubat 2026
  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • Sinek / Mehmet Özkendirci
  • Binbir Halin Belirsiz / Alper Kağan Nokta
  • Bir Tanısın İstedim / Erdil Ünsal
  • Bilemezsin / Osman Batu Erol Denizli
  • Vazgeçtim / Turgut Gireniz

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.