• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Öykü

Aşk Yeryüzünden Silindi / Ayça Özgöztaşı

Ayça Özgöztaşı by Ayça Özgöztaşı
17 Şubat 2026
in Öykü
0
Aşk Yeryüzünden Silindi / Ayça Özgöztaşı
0
SHARES
18
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

Bir kalbin başka bir kalbi tanıdığı
O eski zamandan kalma sezgi gibi…
Sevmenin yalnızca bir duygu değil,
İki ruhu buluşturan görünmez bir köprü olduğunu
Birbirine ulaşamayan zamanlarda anlarsın.
İhtimal dediğin şey,
Gökyüzündeki en solgun yıldız kadar uzaktı.
Belki de aşk, asırlardır birbirine ulaşamayan iki zarif kalp çarpıntısıydı.
Belki de çoğu zaman karşılıksızdı.
Çünkü aşk, yeryüzünden silindi.
Bir zamanlar gökyüzü, insanların kalplerine bugünkü kadar uzak değildi. Aşk,
tanrıların insana en kolay dokunduğu duaydı; bir mucize değil, doğanın en
sıradan gerçeği…
Gölün ortasında, ay ışığının değdiği yerde bir peri yaşardı. Adını kimse bilmezdi;
çünkü onu hatırlayan son insan çok uzun zaman önce ölmüştü. Yine de o, her gece
suyun yüzeyine çıkar; dalgaların üzerine basar gibi yürürdü. Bir zamanlar
insanların gülümseyerek izlediği eski bir oyundu bu… Artık kimse izlemiyordu.
Onu görenler “su perisi” derdi.
Oysa o bir peri değil, bir ölümlüydü: Psyche.
Psyche’nin omuzlarında kelebek kanatları yoktu belki; ama ruhu öyle hafifti ki,
yürüdüğü yerde rüzgâr yön değiştirirdi. Çünkü Psyche bir bedenden çok, bir
hatırlayıştı: görünmeyen bağların ve diğer âlemlere açılan köprülerin ruhuydu.
Eros ise göğsünde altın sadakla dolaşırdı. Okları bir kalbe değdiğinde insanlar
birbirini tanır; sevgi, bir anda ışık gibi yayılırdı. Aşk, o çağlarda insanın üzerine
yağan parlak bir yağmurdu.
Bir gece Eros, gölün üzerinde yürüyen o silueti gördü. Ay, suya düşmüş bir sır
gibiydi; Psyche’nin adımları o sırra dokunuyordu. Eros’un gözleri, Psyche’nin
üzerinden kayıp giden ışığa takıldı. Bu ışık, okundan yansıyan parlaklığa
benzemiyordu.
Ve ilk kez… bir tanrı, kendi okunun hedefi oldu.
Psyche suyun üstünde durduğunda zaman yavaşladı.
Denizler sustu.
Rüzgâr bekledi.
Dünya, iki varlığın birbirini tanımasına izin verdi.
Ama tanrılar bile kaderin yasasını değiştiremezdi. Aşkın olduğu yerde tanrıların
kuralları vardı. Bir tanrı, bir ölümlüye gerçekten aşık olamazdı. Oysa aşk,
zihinlerdeki gürültüyü değil; kalpteki sessizliği dinlerdi.
Eros, ölümlü Psyche’ye âşık oldu.
Antik çağın şehveti ve hırsı temsil eden kudreti, Himeros, bunu duyduğunda
tanrılar meclisinde söz aldı. Gökyüzü sessizleşti; rüzgâr bile yargıyı dinler gibi
durdu.
“Ey Eros,” dedi Himeros,
“Tanrıların sana verdiği büyüyü kendin için kullandın.
Bu yüzden aşk sana yasak olsun. Sevgiye dokunacaksın… ama onu asla özgürce
yaşayamayacaksın.”
Eros, sözlerin ağırlığını göğsünde hissetti. Sadakındaki altın okları eline aldı. Bir
an tereddüt etti; sonra o okların en parlak olanını dizlerinin üstüne koydu.
Ve… İkiye kırdı.
Eros’un oku ikiye ayrıldı.
Parçalardan biri gökyüzüne savruldu; diğeri yeryüzüne dağıldı. O anda gök
gürledi, güneşin ışığı soldu ve dünya kendi gölgesinde karanlığa gömüldü. Gölün
yüzeyinde yaşayan periler, suların derinliklerine çekildi; çünkü aşkın olmadığı bir
dünyada yüzeye çıkmanın anlamı kalmamıştı. O günden sonra insanlar birbirini
oklarla değil; cesaretle sevmek zorunda kaldı. Ve gece olduğunda gökyüzünde bir
yıldız söndü.
Yeryüzü, Eros’un oklarıyla sevmeyi öğrenmişti; şimdi acıyı da tanıyacaktı. Her
ayrılık, görünmez bir ses gibi göğe yükseldi. Her kırık kalp, Eros’un okundan
eksilen bir ışık oldu. Ve kalplere değmeyen oklar, artık yalnızca aşkı değil; aşkın
bedelini de hatırlatıyordu.
Psyche ise, yeryüzünde bir zamanlar var olmuş en güçlü duygunun son tanığına
dönüştü. Tanrılar meclisi onu ölümsüzlükle cezalandırdı; aşk yeryüzünden
silinirken, onu hatırlayan tek kalp Psyche’ninki olacaktı.
İşte o zaman, gökyüzü gri bir sessizliğe büründü. Bahar gelmedi. Ağaçlar
tomurcuklanmayı unuttu; kuşlar şarkılarını yarım bıraktı. Kimse bunun nedenini
bilmiyordu. Ama suyun derinlikleri gerçeği saklıyordu.
Sadece Psyche biliyordu.
Eros’un oklarının artık eskisi gibi parlamadığını… ve sevginin içine görünmez bir
hüzün karıştığını…
Psyche’ nin kalbindeki ok, yalnızca sıcaklık bırakmıştı. Şimdi aynı sevgi, kırılgan
bir cam gibi içini kesiyordu. Anladı ki; aşk artık yalnızca birleşmenin değil,
ayrılığın da diliydi.
Eros susuyordu. Çünkü cezasını en çok, sevdiği kadının gözlerinde görüyordu.
Sadakındaki eksilen ışık, Psyche’nin kalbinde büyüyen bir yalnızlığa
dönüşüyordu. Ve Eros, tanrılardan bile eski bir yasayı o an öğrendi:
Sevmek, biraz da kaybetmeyi öğrenmektir.
“İnsanlar artık birbirini tanıyor,” dedi Eros,
“Ama korkuyu da öğreniyorlar…”
Zamanla atamadığı her ok, sevgi kadar endişe de doğurmaya başladı. Kalpler
tanışıyor; ama tek kalpte kalmamayı öğreniyordu. Bir gün, bir kalp Eros’un
gözleri önünde sessizce aşktan vazgeçti. Sevgi çoğalabiliyordu; ama aşk tekti.
Oklar kırıldığında Eros anladı: Aşk artık özgür değildi.
“Aşk kalpte tek olmalı,” dedi.
“Ve gerçek olandan hemen vazgeçilmez…”
O an dünya yine sustu.
Rüzgâr yönünü kaybetti.
Ay, suyun üstünde bir karartıya dönüştü.
Geceler geçti. Yıllar, yüzyıllar… belki de daha fazlası.
Suyun yüzeyine yansıyan ayın karartısında, Luna, gümüş ışığını karanlığın içinden
çıkarıp göğe kaldırdı. Kırılan okun yerini, o soğuk parıltı almış gibiydi. Kalpler
bundan sonra sevgiyle değil; hatıralarla da yaralanacaktı. O an Eros’un kırılan
okundan dökülen kayıp parçalar belirdi. Tam her şey unutulurken… Suyun
yüzeyinde bir dalga oluştu. Psyche durdu. Kalbinin derininde çok eski bir şey
kıpırdadı. Kırılan okun kayıp parçası, gölün dibinde hafifçe parlıyordu. Ve ilk kez,
gölün üzerinde bir lotus çiçek açtı. Psyche gülümsedi. Çünkü aşk, yeryüzünden
silinmemişti. Sadece hatırlanmayı bekliyordu.
Tanrıların hükmü kesindi: Eros affedilmese bile, gerçek aşk artık yalnızca okların
değil; cesaretin emanetiydi. Yeryüzünde ne zaman bir insan, korkusunu aşarak
bir başkasına “kalbim sadece sana ait” diyebilse, kırılan okun parçaları birbirine
yaklaşırdı. Ve ne zaman cesaretle doğan bir aşk yaşansa… Eros’un sadakında,
görünmez bir ışık yeniden yanardı. O vakit aşk yeniden doğardı.

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Previous Post

Şehidim

Next Post

Adli Tıp Masasından Polisiye Romanına Uzanan Sıradışı Bir Yolculuk: Dr. Cihangir Işık / Serpil Meriç

Ayça Özgöztaşı

Ayça Özgöztaşı

Yazar Ayça Özgöztaşı, çocukluğundan beri şiirin dilini ve hikâyenin nefesini, duygusal ifadenin en güçlü araçlarından biri olarak görmüştür. Mesleki yolculuğu onu mühendislik alanına yönlendirmiş olsa da mitoloji, felsefe ve spiritüel düşünceye olan tutkusu her zaman içsel yolculuğunun ayrılmaz bir parçası olmuştur. Son dönem çalışmalarında ezoterik öğretiler, bilinç, ruhsal dönüşüm ve varoluşun metafizik boyutları üzerine yoğunlaşan yazar; derin entelektüel merakı ve içsel arayışıyla okuruna yalnızca bir metin değil, aynı zamanda düşünsel ve ruhsal bir deneyim sunmayı amaçlamaktadır.  Araştırma çalışmalarında çok dillilikten yararlanmakta olup, mistik ve ezoterik kaynaklara yönelik bağımsız araştırmaları kapsamında Rusça ve Arapça eğitimi almaktadır. “Asırlık Döngü Serisi” başlığı altında üç kitap kurgulayan ve serinin ilk kitabı yayımlanan yazarın, bilinç ve ruh temalı çalışmalarının yanı sıra bir şiir kitabı projesi de bulunmaktadır.

Next Post
Adli Tıp Masasından Polisiye Romanına Uzanan Sıradışı Bir Yolculuk: Dr. Cihangir Işık / Serpil Meriç

Adli Tıp Masasından Polisiye Romanına Uzanan Sıradışı Bir Yolculuk: Dr. Cihangir Işık / Serpil Meriç

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Şubat 2026
  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • 365 / İrem Alkuş
  • Edebiyatta Brontë Kardesler / Başak Altuğ
  • Yârdır Hep Özlenen / Erkan Eren
  • Adli Tıp Masasından Polisiye Romanına Uzanan Sıradışı Bir Yolculuk: Dr. Cihangir Işık / Serpil Meriç
  • Aşk Yeryüzünden Silindi / Ayça Özgöztaşı

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.