Günün ilk ışıkları başlayınca, Antiscia
uzanır, yerden alır, göğün iki selamını
Yürürken görülür, çeşmeye
basmadan ayakları yere…
Böyledir Antiscia’nın kaderi!
Bir seher vakti gelen yel gibi,
kuşlarla birlikte toplanmışı kuşanır.
Kuşatabilsin diye tahtı, Güneş sarayının.
Bulutlar cümle kurarken gökyüzünde,
bilmez insan neden ve nereye yürüdüğünü yerde!
Değecek kuşlar göle, günü geldiğinde,
balıklar sıçrayacak;
O gün insan da anlayacak.
Tüm bunlar aşksız olmayacak!



