• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Öykü

Koza / Mehmet Özkendirci

Mehmet Özkenderci . Mehmet Özkenderci
16 Ekim 2026
. Öykü
0
Otomatik taslak
0
SHARES
6
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

Yıllar geçtikçe ördüğüm kozanın içinde daha çok yalnızlaşıyordum. Son kalan üç beş arkadaş ebediyete göç edince koskoca dünyada dört duvar arasında tek dostum, her gün aksatmadan yazdığım günlük olmasa duvarlarla konuşmaktan korkuyordum. Yalnızlık mı beni seçmiş ben mi yalnızlığı seçtim bilmiyorum. Yıllarca yanıtlayamadığım çözemediğim soruydu. Bir yaş büyük kardeşim için annemin yedi kralla barışık derken benim ta çocuk yaşta bu yalnızlığa mahkûm olacağımı söylemiş olabilir miydi? Bir insanın herkesle barışık olması o kişinin kişiliksiz olduğu anlamına gelmez mi? Ben girdiği her kapa göre şekil alanlardan değildim. Olsaydım her gün eşimin başıma kaktığı gibi sünepe pısırık emekli bir şef olmazdım. Benim sınıfta kopya verdiklerim çalıştırdıklarım kimler nerelere gelmişti. En küçüğü bir bankada müdür olurken, vali, müsteşar hatta vekil olan bile vardı. Ben servis müdürlüğü beklerken yanımda staj yapan gencin başıma müdür olabileceğini tahmin edemezdim. Partinin il başkanının yeğeni varken ben mi müdür olacaktım. Günlerce eşimin dırdırlarından kurtulamadım, neden bir adamın yok diye… Hırsızla, hainle, kalleşle, dönekle barışık olmakta neyin nesiydi. Bu huyum rahmetli küçük bir tenekeci olan babamdan geçmiş olmalıydı. Babam kendisi gibi iki kardeşin küçüğüydü. İki kardeş önceleri baba mesleklerini devam ettirmek isteseler de amcam senesi dolmadan işten ayrılmıştı. İnşaatlarda çalışmanın hem parası az hem de tehlikesi fazlaydı. Dediğine göre itkuyruğu gibi ne uzar ne kısalırlardı. Hatta gün geçtikçe uzama olanağımız da kalmayacaktı. Çevrelerimizde bu meslekten kim ihya olmuştu. Amcam müstakbel kayınpederinin yanında bakkallığa başlayınca beklediği fırsat ayağına gelmişti. Ticari zekâsı ve çalışkanlığının ödülü olarak biricik kızının eşi oldu. Kayınpederinin beklenmedik ani ölümüyle yeni ailenin tek erkek kişisi olarak bakkal dükkânın başına geçmiş. Sonrası Allah ya kulum mu dedi bilinmez yürümeyi unutup koşmaya başlamış. Küçük bakkal dükkanını merkezde daha büyük mekana taşıdı. Perakende işleri ona göre değildi. Senesi dolmadan toptan bakkallığa geçti. Artık kilolarla değil çuvallarla mal alıp satıyordu. Bir gün İzmir’den kamyon dolusu toz şeker getirirken piyangonun büyüğü vurdu. Şekerler Konya’ya ulaşmadan yolda yüzde dört yüz zamlanmıştı. Babam baba mesleğini sürdürürken amcam un şeker yağ satmakta daha kazançlı olduğu altın işine el attı. Sarraflar içinde bir dükkân açtı. Altının hem kazancı iyi hem de akarı kokarı çalışanı yoktu. Bir gün babamın haline acıyıp konuşmuş.
-Bırak bu işleri kafanı çalıştır. Bedenle çalışıp ihya olan kim var?
-Nasıl olacak?
-Beni dinle… Elimdeki ne?
-Taş.
-Tahta.
-Ne tahtası abi taş bu ..
-Bir daha soruyorum bu ne?
-Abi sen benimle alay mı ediyorsun. Bu taş.
-Tahta be oğlum tahta, tahta
-Ama abi ben tahtaya nasıl taş derim.
-Diyeceksin oğlum diyeceksin. Ben de biliyorum bunun taş olduğunu. Ama taşa her zaman taş dersen senden bir halt olmaz. Duruma göre bu taş tahta da olur bakırda altında…
Rahmetli babam tahtaya hep tahta dediği için hayatı yoksulluk içinde geçti. Doğruluk güzel şeydi fakat karın doyurmuyordu. Bende bu kötü(!)mirastan hiç ayrılmadığım için ancak bir bankada şeflikten emekli olmuştum.
Bugün günlüğümün son sayfasına neler yazacağım ya da yazmayacağım belli olacaktı. Benim de satırlara sıkışmış günlük değil gündelik bir hayatım olmalıydı binlerce milyarlarca insan gibi. Havanın soğukluğuna aldırmadan başıma beremi takıp sokağa çıktım. İnsanların maskelerinin altında neler olduğunu merak etmiyordum, her an her kişiden beklenmedik hareketler gelebilirdi. İşte o anlarda gerçek yalnızlığın kalabalıklar içinde yaşandığını anladım. Yeni bir günlük almak için ilk gördüğüm kırtasiyeciye girdim. Kendi yalnızlığımdan şikayetçi olmam kendime en büyük haksızlıktı. Ben o yalnızlıkta hiç bilinmese bile nice eserler vermiştim. Ördüğüm kozanın içinde ölünceye kadar bir başıma kalmalıydım. Tuhaftır ben bu kozadaki hayatımı gün geçtikçe alışmaktan öte sevmeye başlamıştım. Yalnızlığım dört duvar, dördünde de insanlar derken Meşhur Franz Kafka’nın ‘benim yalnızlığım insanlarla dolu’ diye yazdığını sonradan öğrendim. George Eliot’ın söylediklerine de katılmamak mümkün mü? En kötü yalnızlık, kimsenin seni anlamadığı yalnızlıktır. Bu durumda kozamın içinin dışından farkı ne. Sonuçta tek geldiğimiz dünyayı yine tek başımıza terk edecektik. Kozanın içinde ya da dışında… Kimsesizler mezarlığı son durağımız olmasa bile kimsesiz değil miyiz aslında taşa hep taş dediğimiz için.

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Önceki Yazı

Kuyuya Düşen Karıncayı Yuvasına Bırakmak

Sonraki Yazı

Annemi İstiyorum / Şahide Muhçu

Mehmet Özkenderci

Mehmet Özkenderci

Sonraki Yazı
Annemi İstiyorum / Şahide Muhçu

Annemi İstiyorum / Şahide Muhçu

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Ekim 2026
  • Eylül 2026
  • Ağustos 2026
  • Temmuz 2026
  • Haziran 2026
  • Mayıs 2026
  • Nisan 2026
  • Mart 2026
  • Şubat 2026
  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • Toprağın Fısıltısı.
  • Duyulmayan Ses
  • Kimlik/Canan Tümen
  • Göğe Düşen Gözyaşları / Esma Türkçe
  • Ölü Barlar Sokağı / Esma Türkçe

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

imunify-bot-check
KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.