Telefonun alarmını kapatıp bir süre tavana baktım. Bugün de ölmemiş olmanın verdiği
mutsuzluğu iliklerime kadar hissediyorum. Yaşamak evlendiğim günden bugüne o kadar zor
ki. Nasıl söylesem, nerden başlasam bilemiyorum. Mesela kimin ailesi düğün sonrası balayına
gelir? Eşimin ailesi gelmişti. Kim eşine evlilikleri nedeniyle kariyerine engel olmamak için
Doğu görevine ben giderim. İki yıllık görev için sen düzeninden olma.Der? Ben demiştim.
İzin alabildikçe eşinin yanında soluğu kim alır? Ben alırdım. Üstelik aynı odada kalmazdık bile.
Torun bakıyoruz adı altında evimize yerleşmiş olan anne babası, kız kardeşi ve çocukları
yüzünden biz baş başa kalamıyorduk. Kim idare ederdi ki böyle bir şeyi? Ben etmiştim. Ne
deseler ne isteseler tamam demiştim. Peki şimdi ne oldu? Aile sıcaklığına, en çok da evladıma
hasretim bu gurbet ellerde.
Yıllardır ayrılmamak için mücadele ettiğim eşimin zengin ve evli bir erkekle beni aldattığını
öğrendiğimde yüreğimin en derinliklerine gömdüm kendimi. Günlerce suçumun ne olduğunu
sorgulamaktan ne oturduğum yerden ne de bastığım topraktan haberdar oldum. Senelerdir
biriken tüm kötü duygularımı otobüse binip yanımdaki yabancıya anlatsam içim yine
soğumaz. Şimdi de yetmiyormuş gibi oğlumuza da benimle görüşmesin diye psikolojik baskı
yapması ve benim hiçbir şey yapamıyor olmam… Boğazımda düğüm olan oğluma özlemimle
her güne umutla başlayıp, günü umutsuz bitirişime dayanamıyorum. Şimdilik sadece nefes
alıp veriyorum.
Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş derler. Yaşadıklarımdan sonra ne yoğurdu yerim
ne de üflerim. Benim için evlilik boynuma takılmış yulardan başka bir anlam ifade etmiyor
artık. Çocuk mu? Hayatı yaşamak varken alınan gereksiz sorumluluk. Veririm anasına.
Büyüyünce nasıl olsa anasının gerçek yüzünü görür, gelir yanıma. Aşk mı? Bizim alt kattaki
ablaya sormak lazım fiyatını. Geçen gece bir elimde sigaram, diğer elimde gazete kağıdına
sardığım buz gibi biramla sokakta naralar atıyordum. Tekelci Ahmet abi dükkândan kafasını
uzatıp ne yapıyorsun oğlum sen, dedi. Kendimi bozmadan yanıt verdim: itlik uğursuzluk abi!
Lafı fazla uzatmayım. Bir süre tavana baktıktan sonra derin bir nefes alıp yatağımdan
doğruldum. Benimle geceyi geçiren kadının kalçasına sert bir şaplak atıp yanına ücretini
koyup banyoya girdim. Hızla duşumu alıp işimin yolunu tuttum. Kendimi idare etmem
yetmiyormuş gibi bir de iş yerindekileri idare etmem gerektiğini hatırlayıp kısa süreli fenalık
geçirdim. Mesaim biter bitmez bir şeyler atıştırıp attım kendimi sokaklara. Elimde sigaram,
düşüncelere dalarak dolandım tüm sokakları. Kafamı dağıtmak için takıldığım arkadaş
grubumun yanına uğradım. O canlı müzik senin, bu bar benim bütün gecemi ziyan ettim.
Sanılanın aksine asla yalnız değilim. Evimde büyük boy viskim ve çikolatam beni bekliyor.
Yeterince uyuşturamadığım beynime viski ile altın vuruş yapma keyfini bir gün bile
kaçırmadım. Bugün de kaçırmamak için canlı müzikten erken kalkıp havasız, ruhsuz olan bu
eve koşar adım döndüm. Zulamdaki sigara paketini çıkarıp bir dal sigara yaktım. Gece uzun.
Bir paket sigara yeter. Bu saatlerde yemek yemeyi sağlıksız bulurum ama iş viski sigara
ikilisine gelince affetmem, sabaha kadar içerim. Bugün de kadın bulamadım kendime. Kaldım
yine aşağıdaki ücretli hanımefendiye. Gecenin ilerleyen saatlerinde arar, işimi görürüm
evinde.
Gece için yapılacaklar listemi kafamda netleştirmişken telefonuma gelen mesaj sesiyle
irkildim. Dedikodumu cümle aleme duyurmaya niyet etmişler. Dergilere konu oluyormuşum
ahali! Bütün bunları kendisiyle defalarca konuştuğum arkadaşımın eşinin, benim tabirimle
yengemin kalemine konu olacağım aklımın ucundan bile geçmezdi. Bir ben duygusalım, diye
düşündüğüm bu hayatta duygularımı anlayan belki de tek insan oydu. Oğlumun durumunu
benim kadar kendine dert edinen tek kişiydi. Kendi çocukluğundan örnekler verir, oğlum da
bu olumsuzlukları yaşamasın diye konuşur da konuşurdu. Kötü niyetli olmadığını bilirdim de
kaygısından gerçekleri göremediğini ona söylemezdim. Oğlum her şeyin farkındaydı ve
sadece bir araya gelmemiz için gerekli zamanı bekliyordu.
Bir bebeği vardı arkadaşımın. Kirvesi olayım diye tutturdu anası olacak yengem. Yahu bizim
adetlerimizde kirvelik yok desem de dinlemedi beni. Seçildik bir kere. Görevimiz neyse
yapacağız artık. Bir gün büyüdüğünde onu pavyona götürmek en büyük kirvelik görevim diye
düşünüyorum. Sahi ben bu yengemle neden bu kadar çok takılıyorum? Bunu düşünmek için
vakit harcamaya gerek yok. Laf olsun diye soruyorum. Büyüdüğüm yerden büyümüş,
kırıldığım birçok yerden kırılmış ve beni gerçekten anlamaya çalışan tek insan olduğu için
görüşüyorum. Ne yalan söyleyeyim onun da arayıp bulamayacağı türden arkadaşım ben.
Altıncı hissim kuvvetli benim. Karakterli, düzgün, aile, baba, arkadaş, dost olacak türden
insanım. Kıymetimi bilmeyenlere gelsin bu sözüm. Öyle değil mi cipsim? Anam seni
Maraş’tan göndererek ne büyük iyilik etti bana bir bilsen. Seni beğenmeyenin damak zevki
yoktur. Git şimdi duyur bunu bebeğin anasına. O seni beğenmiyormuş. Ağzının tadını bilsen
burnunun bokunu yersin de ona. Ölümüne savunuyorum seni, bilesin. Oğlumun eline verdim
seni diye anası olacak kadınla kavga etmişliğim bile var. Neymiş efendim bir yaşındaki bebeğe
cips yedirilir miymiş, aklımı mı kaçırmışım. Geçenlerde de bira içirmeye kalkmışım falan filan.
Lan karı ne olacak, arpa suyu bağırsaklarını çalıştırır dedim ama nafile. Geçmiş zaman işte.
Sayıp sövmekten başka bir işe yaramıyor.
Bugünün anlam ve önemi için yanına bir büyük viski daha açıyorum cipsim. Bugün oğlumun
yedinci yaş gününü kutluyorlar. Anası olacak kadın sosyal medyada fotoğraflar videolar
paylaşıp ben büyüttüm diye caka satıyor, oğlum da uymuş ona pozlar veriyor. Sinirimden
bardağımdaki son yudumu hızla kafama dikip telefona sarıldım. Söyle bakalım oğluma onu
kim doğurmuş, dedim. Oğlum sesimi duyar duymaz sevinçle haykırdı: sen baba, sen!
Ardından telefon yüzüme kapandı. Aldı işte cevabını. Öyle doğum günleri kutlamakla ana
olunmuyor. Aferin benim aslan oğluma! Söz veriyorum büyüyünce seni de pavyona
götüreceğim. Cipsimi de alırız yanımıza. Pavyon macerası diyerek sosyal medyalarda bir caka
da biz satarız ha oğlum? Dur, hemen cevap verme. Baban onun da planını yapacak senin için.



