• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Genel

Gizemli Kutu.

Gizem Yenikler by Gizem Yenikler
18 Eylül 2026
in Genel
0
0
SHARES
7
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

GİZEMLİ KUTU.

I. Bölüm — Mühürlü Geçmiş

Yağmur, eski ahşap pencerenin pervazına ritmik vuruyor, camdan aşağı süzülen damlalar sokak lambasının sarı ışığında ince gümüş çizgiler oluşturuyordu. Evin içindeki tek ses, köşe sehpasında duran antika saatin tik-takları ve dışarıdaki rüzgârın uğultusuydu. Akşam saat sekizi henüz geçmişti ki kapı zili çalındı. Ne alacaklıların ne de eski dostların kapısını çalacağı bir saatti bu. Koridordaki parkelerin hafif çatırtısıyla kapıya yöneldiğinde, zihni belirsiz bir merakın pençesine düşmüştü bile.

Kapıyı açtığında eşikte kimse yoktu. Yalnızca ıslak basamakların üzerine bırakılmış, yağmur damlalarından kıl payı korunmuş ağır bir paket duruyordu. Etrafta ne hızlıca uzaklaşan bir ayak sesi vardı ne de gecenin karanlığında kaybolan bir gölge. Sokak, fırtınanın ortasında tamamen terk edilmiş gibiydi. Paketi içeri alıp kapıyı kapattığında, elindeki ağırlığın sadece bir kağıt ve tahtadan ibaret olmadığını hissetti. Bu, geçmişin unutulduğu sanılan bir köşesinden sızan ağır bir yükün ağırlığıydı.

Üzerindeki kahverengi ambalaj kağıdını dikkatle soyduğunda ortaya koyu abanoz ağacından yapılmış, kenarları pirinç işlemeli dikdörtgen bir kutu çıktı. Kapağında, karmaşık geometrik desenlerin ortasında pirinçten dökülmüş tek bir sembol vardı: Kendi kuyruğunu ısıran bir yılan—Ouroboros. Kutunun üzerinde bir kilit yoktu ama mekanizması gizli bir yayla kilitlenmiş gibi görünüyordu. Ancak kutunun hemen yanında, ambalajın içine sıkıştırılmış küçük bir zarf duruyordu.

“Bazı kapılar kapatılmak için değil, vakti geldiğinde ardında ne bırakıldığını hatırlamak için kilitlenir. Kilit senin elinde, anahtar ise çoktan unuttuğun o son cümlede.”

Zarftaki yazıyı okurken parmakları hafifçe titredi. Mürekkebin morumsu tonu ve harflerin hafif yatık eğimi ona hiç yabancı değildi. Yıllar önce bir daha asla karşılaşmamaya yemin ettiği bir el yazısıydı bu. Yazı, kaybolan günlerin, bitmemiş hesapların ve yarım kalmış anlatıların tek sahibi olan o kadına aitti. Yıllardır nerede olduğunu bilmediği, adını zihninin en derin, karanlık çekmecelerine kaldırdığı bir hatıra şimdi tam karşısında duruyordu.

Kutuyu masanın ortasına yerleştirip karşısına oturdu. Masadaki abajurun loş ışığı, ahşabın üzerindeki ince oymaları daha görünür kılıyordu. Kim, neden göndermişti bunu? Aradan geçen on beş yıldan sonra neden tam da bu gece, bu şehirde, bu sessiz sokakta ortaya çıkmıştı? Yanıt, kutunun içindeki gizemden çok, onun buraya geliş amacında saklıydı. Bu sıradan bir armağan değil; geç kalınmış bir itirafın, belki de tamamlanması gereken son bir görevin çağrısıydı.

Ouroboros sembolünün üzerindeki küçük pirinç çıkıntıya hafifçe bastırdı. İçerideki mekanizma hafif bir klik sesiyle harekete geçti ve kapağın kilidi açıldı. Yavaşça kapağı kaldırdığında burnuna eski kağıt, kurutulmuş lavanta ve tütün kokusu yayıldı. Kutunun içi kadife bir kumaşla kaplanmıştı ve ortasında üç ana nesne yatıyordu: Siyah mürekkeple doldurulmuş antika bir dolma kalem, sararmış birkaç yaprak el yazması sayfa ve bakır çerçeveli, camı hafifçe çatlamış küçük bir fotoğraf.

Fotoğrafı eline aldığında kalbinin ritmi değişti. Fotoğrafta, eski bir tren garının peronunda duran iki genç insan vardı. Yüzlerinde hem vedanın hüznü hem de söylenmemiş onlarca cümlenin ağırlığı okunuyordu. Sağ taraftaki genç adam kendisiydi; sol taraftaki ise el yazısının sahibi… Fotoğrafın arkasına kurşun kalemle tek bir tarih yazılmıştı: 14 Ekim 2011, Porto.

Sayfaları eline aldı. Her satır, geçmişe açılan birer pencere gibiydi. İlk sayfanın başında şu satırlar yer alıyordu: “Bu kutuyu eline aldığında, zamansız bittiğini sandığımız o hikâyenin aslında hiç başlamadığını anlayacaksın. Sana gerçekleri anlatmak için çok bekledim ama bazı sırlar ancak sessizlik olgunlaştığında dile gelebilir.”Okudukça parçalar oturmaya başladı. Kutunun gönderilme nedeni bir intikam ya da sitem değildi; aksine, iki insan arasında yarım kalmış o son durağı nihayete erdirmekti. Yıllar önce Porto peronunda ayrılırlarken söylenmeyen tüm gerçekler, kutunun içindeki bu sararmış sayfalarda birer birer dökülüyordu. Kadın, o gün neden gittiğini, kendisinden neleri gizlemek zorunda kaldığını ve geçen yıllar boyunca hangi şehirlerde bu hikâyenin izini sürdüğünü anlatıyordu.

Kutudaki son nesne olan dolma kalemi eline aldı. Kalemin içi hala mürekkeple doluydu, sanki az önce doldurulmuş gibi. El yazmasının son sayfasında şu not yer alıyordu: “Son sayfayı boş bıraktım. Çünkü bu öykünün duraklarını yalnız ben değil, ikimiz belirledik. Cümleyi nerede bitireceğine ve bu kutunun kapağını sonsuza kadar kapatıp kapatmayacağına artık sen karar vereceksin.”

Pencerenin dışındaki yağmur devam ediyordu ama evin içindeki sessizlik artık o kadar da ağır değildi. Masadaki abajurun altında duran boş sayfaya bakarken, içindeki unutulmuş yazarın yeniden uyandığını hissetti. Kutunun kimden ve neden geldiği sorusu yanıtını bulmuştu: Bu, yarım kalan bir hayata son noktayı koymak için uzatılmış bir mürekkep dalıydı.

Dolma kalemin kapağını çıkardı, ucu kağıda dokundurdu ve yıllardır bekleyen o ilk cümleyi yazmaya başladı…

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Previous Post

SAYGI YERE DÜŞÜNCE / TURGUT GİRENİZ

Gizem Yenikler

Gizem Yenikler

26 Aralık 1990 tarihinde İzmir’de doğdum. İlköğrenimini Fatih Koleji’nde, lise eğitimini ise İnönü Lisesi’nde tamamladım. Ardından İzmir Ekonomi Üniversitesi Medya ve İletişim Bölümü Habercilik alanından 12 Haziran 2015 tarihinde mezun oldum. Çok iyi derecede İngilizce ve başlangıç düzeyinde İspanyolca biliyorum. Eğitim hayatımın ardından uluslararası geçerliliğe sahip TESOL ve Teaching Practice sertifikalarını alarak profesyonel olarak İngilizce öğretmenliği yapmaya başladım. Roman, şiir, Öykü, yazmayı seviyorum.

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Eylül 2026
  • Ağustos 2026
  • Temmuz 2026
  • Haziran 2026
  • Mayıs 2026
  • Nisan 2026
  • Mart 2026
  • Şubat 2026
  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • Gizemli Kutu.
  • SAYGI YERE DÜŞÜNCE / TURGUT GİRENİZ
  • SURETLER / TURGUT GİRENİZ
  • Yarım
  • Kimlik / Mehtap Özder

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.