• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Deneme

EVLERİN HAFIZASI

Ceyda Sele by Ceyda Sele
28 Ağustos 2026
in Deneme, Genel
0
0
SHARES
6
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

Sandıkta Kalan Eşyalar Bize Ne Anlatıyor?

Bir evde yıllarca saklanan eski bir örtü, çekmecenin en arkasındaki mektup, kullanılmayan bir kahve fincanı ya da artık kimsenin giymediği bir elbise… Bunlar yalnızca eşya mı? Yoksa bir ailenin hafızasını taşıyan küçük arşivler mi?


Bazı evlerde bir sandık vardır.

Çocukken kapağını açmamıza izin verilmez.

“Dikkat et, kırılır.”

“Onlara dokunma.”

“Bunlar eski.”

“Bunları annenin çeyizinden saklıyoruz.”

O zamanlar o eşyaların neden saklandığını tam olarak anlamayız.

Bir örtünün neden yıllarca kullanılmadan durduğunu, bir mektubun neden atılmadığını, bir elbisenin neden artık kimseye ait olmadığı hâlde dolabın bir köşesinde tutulduğunu merak ederiz.

Yıllar geçer.

Bir gün o sandığın başında yeniden dururuz.

Ve eşyaların aslında eskimediğini fark ederiz.

Biz değişmişizdir.

Bir eşyanın hafızası olur mu?

Kültürel miras çoğu zaman büyük yapılar üzerinden düşünülür.

Tarihi yapılar, anıtlar, müzeler, arkeolojik alanlar…

Oysa kültür yalnızca büyük ve görkemli olanın içerisinde yaşamaz.

Bazen bir mutfak dolabında, bazen bir dikiş kutusunda, bazen yıllardır açılmayan bir çekmecede saklanır.

Aile fotoğrafları, kıyafetler, mektuplar ve ev eşyaları, aile tarihinin araştırılmasında kullanılan önemli maddi izler arasında değerlendiriliyor.

Çünkü bir eşya yalnızca kendisini anlatmaz.

Onu kullanan insanı da anlatır.

Bir kahve fincanı, evde misafirin nasıl ağırlandığını anlatabilir.

Bir dikiş kutusu, ev içindeki üretim biçimlerine dair ipucu verebilir.

Bir çeyiz parçası, dönemin estetik anlayışını ve el emeğini gösterebilir.

Bir mektup, yalnızca iki insan arasındaki iletişim değildir; dönemin dilini, ilişkilerini, beklentilerini ve gündelik hayatını da taşır.

Bu nedenle evlerin içerisindeki eşyalar, küçük ama değerli kültürel belgeler olarak düşünülebilir.


SANDIK AÇILDIĞINDA

Bir sandığın kapağını kaldırdığımızda aslında yalnızca kumaşlara veya eski eşyalara bakmayız.

Bir zamanın içine bakarız.

Kumaşın dokusuna.

Dikiş biçimine.

Rengine.

Kenarındaki işlemeye.

Üzerinde kimsenin hatırlamadığı bir isme.

Belki bir tarihe.

Belki de yalnızca “bunu anneannem yapmıştı” cümlesine.

İşte tam burada sözlü tarih devreye girer.

Çünkü eşyanın kendisi bize bir şey gösterebilir; fakat onun hikâyesini çoğu zaman insan anlatır.

Kim yaptı?

Nerede kullanıldı?

Kimden kaldı?

Neden saklandı?

En son ne zaman kullanıldı?

Neden artık kullanılmıyor?

Bu soruların cevapları, bir eşyanın kültürel değerini görünür hâle getirir.

Nitekim kültürel miras alanında yapılan güncel araştırmalar, sözlü tarihin unutulmuş veya kaybolma riski taşıyan kültürel değerlerin ortaya çıkarılması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından önemli bir yöntem olduğunu ortaya koyuyor.


EŞYALARIN SESSİZ DİLİ

Modern evler değiştikçe eşyanın anlamı da değişiyor.

Bir zamanlar el emeğiyle yapılan şeyler bugün fabrikalarda seri olarak üretilebiliyor.

Bir mektup, saniyeler içinde gönderilen bir mesaja dönüşüyor.

Fotoğraf albümlerinin yerini telefon galerileri alıyor.

Çeyiz sandıkları küçülüyor.

Hatıralar ise dijitalleşiyor.

Bu dönüşümün kendisi de kültürel bir değişim.

Çünkü bir nesneyi saklama biçimimiz, aslında geçmişle kurduğumuz ilişkiyi gösteriyor.

Eskiden bir insanın elinden çıkan bir eşya yıllarca korunabiliyordu.

Bugün aynı işlevi gören bir ürün eskidiğinde yenisiyle değiştiriliyor.

Bu durum yalnızca tüketim alışkanlığımızı değiştirmiyor.

Hatırlama biçimimizi de değiştiriyor.


BİR EŞYA, BİR AİLE, BİR HİKÂYE

Belki de yapılabilecek en basit kültürel miras çalışması kendi evimizde başlıyor.

Bir aile büyüğünün yanına oturup tek bir eşya hakkında konuşmak bile yeterli olabilir.

“Bu kimin?”

“Ne zaman yapılmış?”

“Kim kullanırdı?”

“Bunu neden sakladınız?”

“Bununla ilgili hatırladığınız bir hikâye var mı?”

Sorular çoğaldıkça eşyanın hikâyesi de büyür.

Bir örtü, bir kadının el emeğine dönüşür.

Bir fincan, yıllar önce kurulmuş bir sofraya.

Bir mektup, unutulmuş bir ilişkiye.

Bir fotoğraf, artık hayatta olmayan insanların sesine.

Böylece eşya, sessizliğini kaybeder.

Konuşmaya başlar.


KAYBOLAN ŞEY EŞYA DEĞİL, HİKÂYE OLABİLİR

Bugün pek çok eski eşya “kullanılmıyor” diye değersiz kabul ediliyor.

Oysa kültürel miras açısından değer, yalnızca kullanım işlevinden kaynaklanmaz.

Bir nesne artık kullanılmıyor olabilir.

Ama onun taşıdığı bilgi hâlâ değerlidir.

Osmanlı dönemine ait tereke kayıtlarının gündelik yaşam, tüketim alışkanlıkları, maddi kültür, giyim-kuşam ve ev eşyaları üzerinden sosyal ve kültürel tarihe ilişkin bilgiler sağlayabilmesi bunun daha geniş tarihsel ölçekteki örneklerinden biridir.

Bugünün evlerindeki eşyalar da geleceğin araştırmacıları için benzer bir işlev taşıyabilir.

Bugün sıradan gördüğümüz bir nesne, yıllar sonra bir dönemin yaşam biçimini anlamanın anahtarlarından biri olabilir.

Bu nedenle bazen bir eşyanın değerini anlamak için ona bakmak yetmez.

Onu kimin neden sakladığını sormak gerekir.


HATIRLAMAK DA BİR MİRAS BİÇİMİDİR

Kültürel mirasın korunması her zaman büyük projelerle başlamaz.

Bazen bir aile büyüğünü dinlemekle başlar.

Bazen eski bir fotoğrafın arkasındaki tarihi yazmakla.

Bazen sandıktaki bir örtünün kim tarafından yapıldığını kaydetmekle.

Bazen de “Bu ne?” diye sormakla.

Çünkü bazı hikâyeler kitaplara hiç girmedi.

Müzelere hiç ulaşmadı.

Arşivlerde kayıt altına alınmadı.

Onlar evlerde kaldı.

Sandıklarda, dolaplarda, çekmecelerde…

Ve onları bilen insanlar sustuğunda, hikâyeler de sustu.

Belki bu yüzden geçmişi korumanın en basit yollarından biri, elimizde kalan eşyalara yeniden bakmak.

Bir eşyanın yalnızca ne olduğunu değil,

kimden kaldığını,

neden saklandığını,

hangi hayatın parçası olduğunu

sormak.

Çünkü bazen bir toplumun hafızası müzelerde değil, bir evin en sessiz köşesinde bekler.

Ve o sandığın kapağını açtığımızda karşımıza çıkan şey geçmiş değildir yalnızca.

Geçmişin hâlâ bizimle konuşma biçimidir.

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Tags: eşyaEv
Previous Post

SUSKUN

Ceyda Sele

Ceyda Sele

İstanbul Okan Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı'ndan 2018'de mezun oldu. Meslek hayatına İstanbul Adar'da Adalar Gerçek Gazetesi'nde staj yaparak başladı. 9 Aylık staj ve çalışma sonrasında yine Adalar'da devam ederek Adalarhaber.com' da editör olarak başlayıp, yayın koordinatörü olarak devam etti. Bianet'te 12 haftalık eğitimden sonra özel haberini yazdı. Daha sonra GC'ye bağlı olan 9. köy'de eğitim alıp haberini yazdı. Haberton.com 'da yazar olarak gönüllü yazarlık yapmakta. Aynı zamanda Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik ve İstanbul Üniversitesi Auzef'te Kültürel Miras ve Turizm eğitimi görmekte.,Haberton.com ve blogger'da haber ve köşe yazıları yazmaya devam etmektedir

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Ağustos 2026
  • Temmuz 2026
  • Haziran 2026
  • Mayıs 2026
  • Nisan 2026
  • Mart 2026
  • Şubat 2026
  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • EVLERİN HAFIZASI
  • SUSKUN
  • Geçip De / Galip Uçar
  • GÖĞE MEKTUP
  • KENDİ GERÇEĞİMİZ

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.