Denizin tuzundan getir bana
Kapanmamış yaralarım var hâlâ…
Martıların sesini biraz,
Kulaklarımın ihtiyacı.
Döşeğimde ölmeye yatarken her gece,
Kısa sürüyor konukluğum
Karanlık rüya evlerinde.
Gömeceğimi bildiğimden yüzümü kara toprağa,
Çok bağlanmıyorum karanlığa ve yastığa.
Dönüp durduğum uykunun huzursuz hücrelerinde
Uykusuz uyanıyorum.
Solgun bir sabahın dizleri dibinde
Deniz kokusu ararken bünyem,
Yeni bir karanlığa karışıyor gözlerim
Nereus’a yazılan mektupların arasında.
Hissediyorum…
Can çekişiyor gençliğin tortuları hâlâ
Yemyeşil yosunların arasında.
Denizin yorgunluğuyla bütünleşiyorsundur
Her akşam aynı kıyıda.
Görüyorum…
Eylül,
Bir ayağı eşikte, bekliyor.
Baharın sonuna olacak yolculuk
İpil ipil bir yağmur hazırlanıyor,
Duyuyorum…
Kurumuş dün çıtırdıyor.
Şimdi,
Kaldıysa o çocuksu cesaretten eser…
Görmek olsun dileğimiz
Yüzümüzü bir güz görümlüğü.
Son kez atlayalım o derin denize…
Sonu cümlelerle boğulmak olsa bile.


