yüksek gerilimli sesleştik hep
konuşmadık,
söz tükürdük, ses düşürdük yere
mirası öfkeli bir bağrıştı sokağın yüzünde
ifadesiz yüzlerden donuk bir bakıştı güne düşen
oysa ki; dil’den kalbe giden yoldu(r) söz
kir düşürüldü mü bir kere
kaç yemin kere bertaraf edemez eğrisini…
gel sözü söz ile takas edelim dostum
mayası yüreğe ekilecek güzellik olur
yoksa ağızdan çıkan hafriyat
öfkeli bi-linçe dönüşür
ben su/sarsam , sen kur/uyan dal olursun dostum
sorma mekânımı
ben soruyormuyum ki rüzgâra, yurdun nere diye
kurumuş dalın mekânını rüzgâr bilir
savrulmuştur…
gel söze ayar verelim dostum
tartalım yüreğin terazisinde
çürümüş sözü ayıklayalım yüreğin hanesinden
konuşalım…gözden yüreğe yol gitsin
düşün, ikimizinde bir kardeşliği olur sonuçta
konuşmak , anlamaktır be dostum
ben söylesem, sen dinlesen…



