Çocuk
Burçin Kıtır
Uyandı,saate bakmasına gerek bile yok,hoş saati de yok.Sabaha karşı iki üç arası.Her gün bu saatlerde ayılır adam ve o sırada uyumak dışında hiçbir suçu olmayan kadını dövmeye başlar,gün içinde hınçlandığı birinden öcünü alırcasına.
Her gece aynı şey yeniden,yeniden,yeniden yaşanır.Küfürler en sinkaflısından,kadının ağlayışı en anacasından.Çocuklar uyanmasın aman yavaş diye ağlar kadın ama adam sesini her geçen gün biraz daha yükseltir sanki.Bir süre sonra kesilir sesler.Adamın insafa gelişinden mi kadının tükenişinden mi bilinmez.Çocuk kardeşim uyanmasın nolur diye yalvarmalarına yorar bu sessizliği.
Sabah altıda,gece dayak yememiş gibi yüzünde güller,eteğinde ise dolap soğuğu kırılsın diye sarmaladığı salatalık domatesle karşılıyor kadın çocukları.Domatesi salatalığı ısıtan etek mi yoksa kadının bu ince düşüncesi mi bilinmez.Çocuklar her şeye rağmen hallerinden mutlu,dillerinde annemiz bugün de sağ diye şükür dolu.Sadece büyük çocuk hep bir mahsun,her gece yaşananlara şahit olduğundan ötürü.
Şafak ile yaşananlardan sonra nefret ettiği köye gidilecekler akşama.Her şeye rağmen bu gece huzurla uyuyacak annem diye köy bile cennet gelir çocuğa.Yine de fazla umutlanmamak gerek,adamın kafası her an bir şeye atar da cayar fikrinden diye diken üstü bir bekleyiş hakim hallerine.
Çok sürmez bekleyiş ve Kulaksız Cemal’in sürdüğü minibüse binmiş,köyün en kalitelisinden asfaltını tepmeye başlarlar.Her hanenin kapısında artık birer birer biten otomobiller yüzünden belki de son seferi bu minibüsün.Köyün en satafatlı ve renkli evinin önünde durulduğunda bahçede onları bekleyen nene ve dede.Kucaklaşmalar,öpüşmeler ve hasret gidermeler.Beşi de her an adamın kafası atıp gelebileceği ihtimaline vakıf.Sofradan kalkıp gitme korkularıyla hızla yenen yemekler,dedenin her vakit onları bekleyen çizilmiş kestaneleri ve elleriyle soyup yedirdiği meyveler.
Daha akşam haberleri bitmeden evin önünde duyulan araba sesi hepsini yerinden kaldırmaya yeter.Küfelik halde, Allah’ın işine karışılmaz ama nasıl kazasız gelebildiği muallak olan adam direksiyon başında emanet arabayla beklemede.Bari bir bidon turşu al arka odadan diyen nenenin sesiyle arka odaya giden kadın biraz fazla mı durdu sanki orda?Çocuk,annesine hadi demeye gittiğinde kadının elinde bir kutuyla odanın ortasında dikildiğini görünce korksa da kadın hemen toparlanıp kutuyu tereğe koyar.Bidonu kapan kadın çıkar dışarı.Çok geçmeden çocuk da kadının peşinden tabi.Gözleri dolu dolu ama birbirlerine sevgiyle bakan ürkek beş kişi.Herkes kendi yolunu bir şekilde çizmiş.
Yol boyu adamın kah uyuyarak,kah küfrederek sürdüğü,iki kez bariyerleri sıyıran araba nihayet ev denen cehenneme ulaştığında saat daha on bile olmamış.
Saate bakmasına gerek bile yok,hoş saati de yok.Sabaha karşı iki üç arası.Her gün bu saatlerde ayılır adam ve o sırada uyumak dışında hiç suçu olmayan kadını dövmeye başlar.
Bu sefer kadının acı dolu yalvarmalarının yerinde bir erkek hırıltısı.Boğulan bir kedi gibi çıkıyor ses.Kadın sessiz.Birden kesiliyor ses.Sessizlik.Kadın mutlu.Sessizlik korkutucu biraz.Kadın mutlu.
Hiç adeti olmadığı halde her şeyden habersizmişçesine çişe kalkıyor çocuk.Yerler kusmuk.Adam yerde.Kadın başında.Göz göze geldiklerinde kadın git amcanları çağır diyor sadece.Bir hışım çıkıyor merdivenleri ve babannesinin kapısını döverken yumrukları bir yandan da merdivenden yukarı’ amca’ nidaları yükseliyor.
Saate bakmasına gerek bile yok.Saat sabaha karşı dört olmuş artık.Adamın alkol komasından öldüğüne salık veriliyor.Kimse bardağın yanındaki turşuya dikkat etmiyor bile.
Cenazesi,helvası duası derken geçiyor bir hafta.Bu sefer Kulaksız Cemal’in minibüsü de yok altlarında,köylünün biri yoldan traktörüyle alıyor çocukları ve kadını.Hayatlarının en rahat yolculuğu sanki.Hele kafa rahatlığı tarif edilemez.Yine bahçede nene ile dede.Sakin sakin yenen yemeğin peşinden kestaneler aceleye getirilmeden yeniyor.Daha usul usul soyuyor bu sefer portakalları sanki dede.Hepsinin gözünde mutluluk esameleri dolaşıyor.
Kimse geçen sefer kaybolan fare zehrini konuşmuyor.Kimse o akşam bidondan çıkmasıyla adamın yemesi arasında geçen sürede zehri biberin içine koyanı merak etmiyor.Hele çocuk o gece neden uyumayıp da babasına rakı mezesi olarak biber turşusu ikram etmeyi akıl ettiğini hiç düşünmüyor.Tek düşündüğü artık huzur dolu ve deliksiz geçirececocukkleri geceler.


