Rüya / Şükrü Beşiktaş

 Başını  iri  ellerinin arasına  aldı. Dirseklerini  masaya  dayadı. Öne  doğru  eğildi. Öylece  kalakaldı… Olup  biten-

leri kafasında defalarca  sağa  sola gezdirdi. Sağa  aldı,  sola  yığdı, olmadı  ortada topladı, tekrar  dağıttı,al  takke  ver  külah uğraştı,iteledi,eşeledi  ı-ıh işin içinden bir  türlü  çıkamıyordu!Gerçi  ondan  bundan alacağı  vardı.

Onları  alt  alta  sıraladı. Topladı, böldü,çarptıve  çıkardı… Bir  türlü tutmuyor, tutmuyor ,tutmuyordu. Önceki  yılın  veresiye   defterini bir  daha  bir  daha gözden geçirdi.Denkleştirmeye çalıştığı  hesap bir  türlü tutmuyordu.

-Çözeceğim ! Çözmem gerek! Hele  yarın  olsun! Hele yarın  olsun!

 Ertesi  günün ortasında ancak  uyanabildi. Çünkü  gece boyunca uyuyamamıştı. Sabaha karşı  dalınca kalkması

gün ortasını buldu. Gözlerini  ovuştura  ovuştura mutfağa  geçti. Çaydanlığı ocağa  koydu. Demliğe  iki poşet  çay  attı.Orta  boy tepsiye ;ince  belli kristal  çay  bardağını,çay  kaşığını,içinde  bir  iki kaşık  toz  şeker kalmış şekerliği,

gevreklerini,bal  ve  tereyağını  özenle yerleştirdi.Kahvaltı  masasını pencereden gelen ışığa  göre ayarladı.

Gıcır  gıcır  gıcırdayan sandalyesine yüzü  iyice  eskimiş yün  minderini koydu. “Eskimiş , bunun yüzü  iyice  eskimiş ; ama şimdi minderi  düşünmenin sırası  değil; şimdi  şu  illet  hesabı netleştirmem gerek!” diye mırıldandı.

Çalışma  masasına  gidip küçük  hesap  makinesini,iyice  küçülmüş kurşun  kalemini  ve  müsvedde kâğıtlarını

aldı. Altı  klasörden  oluşan evrakları  da kahvaltı  masasına getirdi.

Çay  demlenmişti. İnce  belli krital  bardağını doldurdu. Masaya yerleşti. Bir  taraftan evrakları  inceliyor, bir  taraftan da atıştırıyordu. Bu  arada iki  küçük  pille çalışan el  radyosunu da  açmıştı. Kulağına  ve  gönlüne hoş  gelen bir  ezgi çalıyordu. Ne  var  ki  o,  bu  hoşluğu içine  sindiremiyordu  ki! Aklı  fikri evraklarda ve  tutmayan

hesaptaydı. Bir  eliyle galetayı ince  belli kristal çay bardağına daldırıyor, öteki  eliyle de  hesap makinesini  kul-

lanıyordu. Klasörlerden  birini alıyor, ötekini  bırakıyordu. Bir  ara klasörlerden  birini biraz  dikkatsizce çekiverdi.

Klasör, nihalenin üzerinde  duran çaydanlığı devirdi. Devrilen çaydanlık, sağ  dizinin üzerine  düştü. Kaynar  su

dizine  döküldü. “Yandım  anam!”diyerek yerinden  fırladı!

 Gözlerini  ovuşturuyordu. Ter  içinde  kalmıştı. “Allah  kahretsin! Yine  o  rüyayı  gördüm! Kâbus  bu!” diyerek yatağına gömüldü.

                        Şükrü BEŞİKTAŞ

Loading

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Kibele Kültür Sanat Site Yönetimi
Yazı oluşturuldu 56

Bir cevap yazın

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön