• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Öykü

Ömrümüzün Son Demi / Funda Kılıç

funda kılıc by funda kılıc
7 Nisan 2026
in Öykü
6
Ömrümüzün Son Demi / Funda Kılıç
0
SHARES
63
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

Fatih’teki yaşlı bakımevinde matemli bir gündü. Koridorun sonundaki odada bir süredir yaşam ile ölüm arasında mücadele eden Firdevs Hanım, Azrail ile olan savaşını kaybetmişti. Bu gidiş, bakımevinin ak saçlı sakinlerinin gönlüne bir ağırlık gibi çökmüştü. Herkes, kaçınılmaz sona bir adım daha yaklaştığını hissediyordu. Dinlenme salonunda yaprak kımıldamıyor, kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. Bu derin  keder, ihtiyar sakinleri oldukları yere mıhlamıştı .Görevliler bile etkilenmiş, sus pus  oturuyorlardı. Tüm ihtiyarlar gözünü odakladığı nesnenin zaman makinasında, geçmiş hayatlarının galasını izler gibi, kendi alemlerindeydiler.

​Firdevs Hanım’ın üç çocuğu vardı ama ziyaretine pek gelmezlerdi. Cenaze işlemleri için mecburen gelmiş, son görevlerini bir yükten kurtulmanın hafifliğiyle tamamlayıp gitmişlerdi. Diğer sakinler bu mutlak kadere şahitlik ederken, kendi başlarına geleceklerin endişesiyle hüzne boğulmuşlardı. Oysa hepsinin bir zamanlar değerli aileleri, kariyerleri ve sevdikleri vardı; ancak şimdi kendilerini modası geçmiş, kenara atılmış bir eşya gibi bu odalarda bulmuşlardı. 78 yaşındaki emekli Albay Mehmet Bey, yaşamına sayısız başarı sığdırmıştı. Hala zaman zaman devlet idaresini eleştirir, kendi fikirlerinin kıymetinin bilinmediğini savunurdu. “Ah, ben Milli Savunma’da olacaktım ki!” diye başlardı söze. Nispeten daha genç arkadaşı emekli Avukat Erdem Bey ise onu siyasi beyanlar vermemesi konusunda sık sık uyarırdı. Fabrikasını batırıp orta halli bir yaşama düşen Fikret Bey ise geçmişteki şatafatlı günlerine özlem duyar, bakımevindeki her ayrıntıda bir kusur bulup huysuzluk ederdi. Bu grubun en nahifi, emekli öğretmen Ali Bey’di. Hiç evlenmemiş, çocuğu olmamıştı; demans tanısı konunca yeğenlerinin ısrarıyla buraya yerleşmişti. Bu dört kafadar, yatağa bağımlı Nihat ve Arif Bey’i ara sıra ziyaret eder, hatırlarını sorarlardı. Tek ziyaretçileri olarak gönüllerini okşarlardı. Bakımevinde resmi bir ayrım olmasa da, erkeklerin gürültülü maç, tavla ve okey masaları ile kadınların bitmek bilmeyen sohbetleri, doğal bir haremlik selamlık oturma düzeni oluşturmuştu. Nazım Bey ise bu grupların hiçbirine dahil olmaz, bir köşede kitaplarındaki kahramanlarla vakit geçirirdi.

Cenaze olayından sonra herkes yemek salonunda toplanmıştı. Kimsenin boğazından lokma geçmiyordu.  Yorgun dimağları anılarına gömülmüş, makus talihlerinin iç muhasebesini yapıyorlardı. Sessizliği Aliye Hanım bozdu. O gün ahirete göçen arkadaşının en sevdiği, sürekli mırıldandığı şarkıyı hatırlamıştı. Önce alçak sesle, sonra herkesin duyabileceği şekilde yöresel bir türküyü söylemeye başladı. Kısa süre sonra Sıdıka Hanım, ardından Emine ve Sevgi hanımlar da ona katıldı. Türkü öyle içten, öyle yaralıydı ki, salondaki herkes birer birer iştirak etti. Türkü bittiğinde çöken sessizliği bu kez Fikret Bey’in Rumeli türküsü bozdu. Sesi pek iyi değildi ama türkü güzeldi. Her zamanki oyun arkadaşları hemen ona eşlik etti. O an bakımevinin üzerindeki o ağır matem havası dağıldı; yaslı gözlerde bir muhabbet ışığı belirdi. Birkaç saatliğine de olsa ihtiyar yürekler kederi unutmuştu. O geceden sonra bakımevi sakinleri bir koro kurmaya ve Müzik eğitimi almaya karar verdiler. Ömürlerinin hazan mevsiminde talebeliğe soyunmak için büyük bir heyecanla araştırma yaptılar. Artık kendilerini bu işe adamışlardı. Kendi cennetlerini yaratarak zamana ve terk edilmişliğe direnmek için yeni bir yol bulmuşlardı. O günden sonra hazan ve hüzün yanlarına bile uğrayamadı. Çünkü biliyorlardı ki; dünya üzerindeki asıl cennet, insanın kendini işe yarar hissettiği ve sevdiği işlerle meşgul olduğu yerdi.

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Previous Post

Ailede Önce Eş mi Yoksa Çocuk mu Gelmeli? / Aşk Yazarı Mustafa Çifci

Next Post

Geç Gelen Bahar / Feyzullah Fatih Çankara

funda kılıc

funda kılıc

Next Post
Geç Gelen Bahar / Feyzullah Fatih Çankara

Geç Gelen Bahar / Feyzullah Fatih Çankara

Comments 6

  1. Meryem Melek Ayyıldız says:
    2 hafta ago

    Sanki o huzur evinde bir izleyici gibi hissettim kendimi. Herkes en detaylı bir şekilde anlatılmış. Funda Hanım’ın kalemi çok içten ve sıcak. Müthiş bir gözlem gücü var. Paylaşmanın ve üretmenin güzelliğini anlatan hoş bir hikayeydi. 👏👏👏👏👏

    Yanıtla
    • funda kılıc says:
      1 hafta ago

      Teşekkür ederim. Ne kalpten ne sıcak bir geri bildirim 🌹

      Yanıtla
  2. Tuğba says:
    1 hafta ago

    Nasıl güzel, sıcacık ve hüzün dolu bir yazı. Kaleminize sağlık. Samimi, sıcacık bir yazı olmuş. Keyifle okudum.

    Yanıtla
    • funda kılıc says:
      1 hafta ago

      Çok teşekkür ederim.Yüreğinize sağlık 🌹

      Yanıtla
  3. MeryeMelekAy says:
    1 hafta ago

    Funda Hanım’ın hikayesinde kendimi, anlattığı yaşlıları izleyen ortamın bir sakini gibi hissettim. Ne kadar gerçek ve detaylı bir anlatım var. Hayatın kaçınılmaz acı bir gerçeğiyle başlayan hikaye, öyle tatlı ve paylaşım dolu bir kurguyla bitti ki içim ferahladı. Bütün bunlar hep yazarın yeteneği. Kaleminize sağlık. Yolunuz her daim açık olsun. Sevgiler.🌺

    Yanıtla
    • funda kılıc says:
      1 hafta ago

      Çok naziksiniz.Teşekkür ederim. İnsan olarak nice acılar yaşasakta yaşamak için yeni sebepler bulmak ve onlar için yaşamaktayız. Sevgiler

      Yanıtla

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Nisan 2026
  • Mart 2026
  • Şubat 2026
  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • (başlıksız)
  • (başlıksız)
  • Yazar Ertuğrul Baksi Kimdir? Eğitime Adanmış Bir Ömür, Kaleme Dönüşen Birikim
  • ARAFIM/ Galip Uçar
  • Çağırıyorum

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.