Lilith Ruhlu Kadınlar – Erdal Bila

Lilith ruhlu kadınlar genellikle yalnızdır. Çünkü onlar özgürdür. Bu kadınlar kendi yaşam alanlarına kimsenin el atmasına izin vermezler. Kendi özgürlüklerinden asla taviz vermezler. Bu özgür ruhlu kadınlar, kadın gibi kadındırlar. Dış görünümleriyle, davranışlarıyla özel bir koku yayarlar bulundukları ortama. Kimseye aldırış etmezler, haklarında ne konuşulduğu ya da ne düşünüldüğü konusunda kafayı yormazlar. Değişmekten ve değişimden korkmazlar. Kendilerini saklamazlar. Kendileriyle ziyadesiyle barışıktırlar. Asla yarım kalmazlar, tamamlanırlar. Asla yarım bırakmazlar, tamamlarlar. Keşfedilmeyi değil keşfetmeyi severler. Yaşam hikâyelerinde en güzel yolculuğu onlar yaparlar. Kendilerine olan güvenleri onları hep doğru yollara yönlendirir.  Bu yüzdendir ki çizdikleri rotada güneşe yakın yıldızlarla yolculuk yaparlar.

Lilith ruhlu kadınların özüne baktığınız zaman aşk kadınlarıdır aslında. Aşkla güzelleşirler, aşka nefes alır, aşkla beslenirler. Aşklarını hem ruhen hem bedenen doyumsuzca yaşarlar ve yaşatırlar. Aşka sevgi arsızıdır bu kadınlar. Ne sevmeye doyarlar, ne de sevilmeye. Ama asla aşka tutsak kalmazlar. Gerektiğinde bir kalemde aşka veda edip yollarına devam ederler. Asla boyun eğmezler. Toplum baskısı, din baskısı gibi kendilerini kısıtlayıcı faktörleri tınlamayıp kendi özgür iradesi ve vicdanıyla düşündükleri için aynı zamanda doğruluk abidesi de sayılabilirler. Lilith ruhlu kadınlar; eşitlik, hak, adalet ve özgürlüğün olmadığı alanlarda tıpkı dişi bir kaplan gibi tırnaklarını çıkarıp ortalığı dağıtabilirler. Tüm gemileri yakabilirler. Ellerindeki meşaleleriyle bu meziyetlere sahip olmayan kadınlara ışık olabilirler.

Eğer bir erkek, Lilith ruhlu bir kadına âşıksa vah ki vah! Zordur Lilith kadını. Ayarsızdır Lilith kadını. Delidir. Nasıl ki davranışlarına gem vurulamazsa duygularına da gem vurulamaz. Hasılı lilith kadını ayarsızca, sınırsızca yaşar yüreğinden kopup gelen coşkusunu, korkusunu. Varlığı ayrı derttir, yokluğu ayrı dert. Erkekler korkar bu kadınlardan ama ne hikmettir ki kaçmazlar da. Kaçmayı bırakın o kadınların kalplerini fethetmek için önlerinde kırk takla atarlar. Havva ile evlenip, Lilith ile aşk yaşamak isterler.

Lilith ruhlu kadınlar her zaman dik dururlar, yaşamın onlara yapacağı kötü sürprizlere her zaman hazır oldukları için kolay kolay yenilip beyaz bayrak açmazlar. Çünkü onların yaşam hikâyeleri en az kendileri kadar değerlidir kendilerine. Kimseye eyvallahları yoktur Lilith kadınlarının. Bu yüzden silmeyi çok severler. Yaşamlarına zarar veren her faktörü (ki o faktör olmaksızın öleceğini, nefes alamayacağını dahi düşünse de) hiç düşünmeksizin hayatlarından silerler. Lilith ruhlu kadınların her mutluluğu, her gülümsemesi, her isyanı, her öfkesi önce kendileri sonra kendisi gibiler içindir. Yüreği doğruluk, saygı ve sevgiden geçmeyen insanlara asla tavizleri yoktur. Onlar kendi içlerinde kurdukları tabusuz, baskısız, yasaksız krallıklarında yalnız yaşamayı severler. Etraflarındaki kalabalık ve sevgi çemberiyle yaşıyor görünen bu kadınların yalnızlığı tercih etmeleri belki bir tezat gibi görünebilir ama aslında değildir. Çünkü bu kadınlar o tavizsiz, o eyvallahsız ve o dik görünümlerinin ardında oldukça naiftirler. Kırılgandırlar. O kalın zarlarının gerisinde tıpkı bir küstüm çiçeği gibi dokunsan; kırılacak, küsecek, solacak kadar yumuşak ve narin yüreğe sahiptirler. İşte bu yüzden kendi krallıklarını çelikten duvarlarla örerler.

Lilith ruhlu kadınların sevdaları hayatları kadar önemlidir. Her kafaları estiğinde değiştirmezler, değiştiremezler. Onların yürekleri kendileri için çok kıymetlileridir. Ve o yüreğe aldıkları kişi onlar için çok özeldir. Çok az sevda yaşarlar ama o yaşadıkları sevdayı efsaneleştirmeyi, içlerinde allayıp pullamayı, her türlü hissedişi doruğunda yaşamayı severler. Ama sık sık söylediğim gibi onlar için özgürlük; su, toprak ve nefes kadar önemlidir. Onlara kement vuramazsınız.

Lilith ruhlu kadınlar hayatı demlendirip içlerine sindirmişlerdir. Onlar girdikleri her ortamda hemen fark edilirler. Kraliçe edasıyla süzülürler. Göğüslerini gere gere etrafa meydan okurlar. Bu duruşları ‘ben burdayım’ demek için değildir. Kendilerine verdikleri önemdir bu. Zaten onların kalabalıklarda bir şey yapmalarına gerek yoktur. Özümsedikleri ilkeleri, kendilerine olan özgüvenleri, evrimleşmiş beyinleriyle isteseler de istemeseler de fark edilirler. Kabule asla ihtiyaçları yoktur. Onlar kişi veya kişiler tarafından en ön sıralarda kabul görmüşlüklere de asla ve asla ihtiyaç duymazlar.

Lilith ruhlu kadınlar; ihaneti, saygısızlığı, vurdumduymazlığı, kullanılmayı, aptal yerine konmayı, hafife alınmayı hiç ama hiç kaldıramazlar. Onların yüreklerinin en kıymetli yerinde de oturuyor olsan eğer bu anlamda en ufak bir koku sezerse sizi o yerden hiç düşünmeksizin alaşağı edip hayatlarından çıkarırlar.

Lilith ruhlu kadınlar hayatı sadece nefes olarak algılamaz, düpedüz yaşarlar. İnişiyle, çıkışıyla, acısıyla, tatlısıyla, yokluğuyla, varlığıyla yaşamın tam da içinde yaşarlar. Kuralların, kısıtlamaların, hayallerinin, hayal kırıklıklarının, umutlarının, umutsuzluklarının, güvenin, güvensizliğin, vefasızlıkların, aldatmacaların, yaralanmaların, onanmaların gölgesinde yıllar içinde pişerler. Yaşanan her hikâye onların olgunlaşmasına katkı sağlar. Kemikleşirler. Korkusuzlaşırlar. Hatta öyleleri vardır ki, yaşamla Rus ruleti bile oynar.

Tarihimizde bu kadınlar üzerine pek çok yazı, pek çok şiir yazılmıştır. Oysa Lilith ruhlu kadınlar kendi şiirlerini kendileri söyler, kendi hikâyelerini kendileri yazarlar. Suyun, havanın, toprağın, yağmurun kokusunu burnunda; çimenlerin yumuşaklığını ayaklarında, aşkın heyecanını kalbinin her zerresinde çocuk sevinciyle yaşar bu kadınlar.

Lilith ruhlu kadınlar güzeldir.

Ah bir de gülüşleri vardır ki ah ah!

Sıcaktır o gülüşler.

Yürektendir.

Hesapsız, kitapsızdır.

Maskesizdir o gülüşler.

Ruhlarında dört mevsimi barındırıp en çok bahar kokarlar; ferah, canlandırıcı, yumuşacık.

Güller, laleler, akşam sefaları, nergizler, karanfiller hasılı topyekun çiçekler kıskanır bu kadınların kokusunu.

Öpüşleri yok mu ah o öpüşleri. Hiç tadılmamış yepyeni bir tat kalır dudaklarda, doyumsuz.

Gözleri ışıl ışıldır bu kadınların. Yıldızlar onların gözlerinin yanında sönük kalır.

Can gibi yürekten, cam gibi parlaktır o bakışlar.

Bir de sohbetleri vardır ki, huzur verir dinleyene. Cana can katar. Dilsizi dillendirir bu kadınlar.

Bazen engerek, bazen bülbül kesilir o diller.

Ve yorgun düşer yiğitler.

Dünya’nın bütün Lilith ruhlu kadınlarına selam olsun.

Loading

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Erzurum / Aşkale doğumlu İlk şiir kitabı “Türkü Ektim Dağlara” 2021’de, ikinci şiir kitabı “Geçen Günlerin Hatırına” 2022’de, son şiir kitabı “Hayal de Olsa” 2023 yılında yayımlandı. Çeşitli dergilerde şiir, öykü ve denemeleri paylaşıldı. Sinema sanatçısı Tamer Levent’in de aralarında olduğu “Mytologya” ve “Tanrılar ve Tanrıçalar” adlı mitolojik kitaplarda yer aldı. Hatice Dökmen’le birlikte kurdukları Kibele Kültür Sanat Dergisinin yönetim kurulu başkanlığını yapmaktadır. Dergi; Kibele Edebiyat Antolojisi-1- Dünyada ve Türkiye’de İlkler” ile Kibele Edebiyat Antolojisi-2- “Sözcüklerin Dansı” adlı iki antolojiyle yayım hayatına girdi. Yeni çalışmalarla yola devam. Dinim sevgi. Kıblem insan. Yolum doğruluk. İnsanlık ve sanat adına yapılan ve yapılacak olan her güzelliği Aşk ile niyaz ediyorum.
Yazı oluşturuldu 18

Bir yanıt yazın

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön