Gaslighting Mağduru Musunuz? / Duygu Çilingir

“Duygusal Gasp”

Duygular eceliyle ölmez, vardır bir katili…

Duygularımızın görmezden gelinişinin, hakarete alıştırılan

yanlarımızın, suçlanan benliğimizin, kendimize küstürülen

kişiliğimizin, yok sayılışımızın, fikirlerimizin ve davranışlarımızın

aşağılanışıyla, her adımımızın eleştirilişiyle açılan onlarca yaraların ve

ruhumuza atılan tokatların ne kadar farkındayız?

İnsanların birbirleriyle iletişim halinde olduğu herhangi bir ortamda

meydana gelen Gastlighting; tam anlamıyla bir istismar biçimidir. Bu

terim adını, Gast Light (Gaz lambası) adlı 1938 yapımı bir oyundan

alır. Oyundaki erkek karakter eşini deli olduğuna ikna etmeye çalışır

ve gaz lambasını söndürdüğünde eşi bunun gerçek değil uydurulmuş

bir şey olduğunun farkına varır. Daha genel ifadeyle kendinizden ve

akıl sağlığınızdan şüphe etmeye ve şüphe duymaya yönelik yapılan bir

psikolojik şiddettir.

Kişinin kendi akıl sağlığını sorgulamaya, depresyona ve sinir krizlerine

neden olabilir. Uygulayan kişinin uygulamadaki amacı; karşı tarafın

duygularını küçümseyerek anormal bir tepki vermediğini

sorgulamaktır. Yaşanan olayları tersine çevirerek, dikkat dağıtarak ve

suçlu hissettirerek kişinin hatalı olduğunu göstermektir. Hedefteki

kişinin savunmasızlığını arttırarak uygulayan kişinin kontrolünü arttırır

ve bu sayede düşünme ve içgüdülerine güvenme yeteneğini

kaybettirerek uygulanan kişinin benlik duygusunu yok etmektir.

Genellikle bu zorlama işlemi, yavaş bir şekilde başlayıp şiddeti

zamanla artar. Kafanızda acabalar biriktirmeye başlarsınız ve mutsuz

hissedersiniz.

Peki, Gaslighting mağduru olduğunuzu nasıl anlarsınız?

Gaslighting uygulayan kişiler, negatif yönlerinizi size karşı kullanarak

temel benliğinize saldırmak isterler. Size kendinizi değersiz hissettiren

ve kafanızı karıştıran bu kişiler, bazen yaptıklarınızdan dolayı sizi

överler. Aslında onların o kadarda kötü olmadıklarını düşünmeye

başlarsınız. Burada en önemli etken konuya farkındalıkla

yaklaşmaktır. Her defasında özür dileyen siz oluyorsanız, yalan

söylemeye başladıysanız, kendinize “acaba problem bende mi? diye

soruyorsanız, sürekli kendinizi sorguluyorsanız, kendinizi değersiz ve

yetersiz hissetmeye başlamışsanız, umutsuz ve eskisine göre farklı bir

insan olduğunuzu düşünüyorsanız…

Bu durumlarla karşılaştığınızda ve şüphelendiğinizde ilk olarak

şüphelendiğiniz kişinin söyledikleriyle davranışlarının uyum içinde

olup olmadığını gözlemlemelisiniz ve de sizi ne yapmakla suçladığına

dikkat etmelisiniz. Gerçekten sizin suçunuz olduğuna inanmıyorsanız,

aslında kendisi yapıyor olabilir. Sonrasında ise profesyonel destek ile

birlikte yüzleşmeyi deneyebilirsiniz.

Size bunları hissettirdikten sonra yapacağı ilk şey kendini geri çekmek

olacaktır çünkü ne yazık ki sizden istediğini almıştır.

Bir kişinin diğerini maruz bıraktığı ve üzerinde baskı kurarak zarar

verdiği bu şiddet türü karşıdaki kişinin onurunu yok sayma temeline

dayanır. Bunun yanı sıra durumu daha da kötüleştiren faktör ise çoğu

zaman saldırgan kişinin eş ya da aile üyesi olmasıdır.

Psikolojik şiddetin her türlüsü insana zarar verir. Hem de sevdiğimiz

insanlara…

Sevmek psikolojik şiddet uygulamak için geçerli bir neden değildir.

Unutulmamalıdır ki; bu tip şiddet davranışları insanın kendisine karşı

yabancılaştırarak kendisinden dahi nefret etmesine neden olur. Bu

şiddete maruz kalan kişi yüreğindeki nefretle yüzleşmez. Üstüne bir

de kendisine saygı ve sevgi göstermediğini hisseder. Bu nedenle,

kendisini değersizleştiren kişinin içinde biriken yıkıcı gücün patlaması

çok şiddetlidir.

Sağlıklı ilişkiler, sağlıklı sevgiyle inşa edilir. Sarılmak, onaylanmak,

kabul edilmek en büyük haklarımızdansa eğer, daha mutlu bir yaşam

her zaman mümkün. Bu ve benzeri şiddet türleriyle başa çıkmakta

zorluk çekiyorsanız uzmanlara başvurmak ve destek almaktan

çekinmemelisiniz. Bu da iç sesinize kulak vererek çözümü aramaktan

geçer. Nihayetinde mutluluk sadece dışsal duruma değil, içsel tutuma

da bağlıdır.

Sevgilerimle…

DUYGU ÇİLİNGİR

Sosyolog & Uzm. Aile Danışmanı

Psikoloji Bilim Uzmanı

Loading

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Duygu Çilingir 08.06.1986 günü, İstanbul'da Polat ailesinin ilk çocuğu olarak dedeli-babaanneli bir evde dünyaya geldim. Daha küçük yaşlarda yazmanın benim için ne kadar etkili bir terapi olduğunu fark ettim ve ufak denemelerimi sadece kendimde sakladım. Evli ve iki çocuk annesiyim. Eğitim hayatımın lise sürecin de, dedemin de teşvikiyle tiyatroya gönül verdim, iki buçuk yıl kadar oyunculuk yaptım ve yine dedemin teşvikiyle piyano ve bale dersleri aldım. Ticaret lisesini bitirdikten sonra ilk lisansım olan Bilgisayarlı Muhasebe bölümünden mezun oldum. 2007 yılı hayatımın en büyük şansıydı; güzel bir evlilik yaptım. Her insanın gerçek sabahı, içinde doğan güneşle başlarmış. Şimdilerde hayatımın en sakin, en oturmuş, en huzurlu yaşlarındayım. Kendime ve ruhsal bütünlüğüme sahip çıkıp olabildiklerim ve olamadıklarımla birlikte yolu yarılırken; yaşlanmak değil, yaşayarak güzelleşmek istiyorum. Bu inanılmaz yolculuğun sonunda, beni buraya sorunsuz bir şekilde getiren hayatımdaki her an için minnetarım. Akademik yolculuğumda içimdeki çocuğu yok etmeden, hem çocuklarımla büyüyüp hem de ikinci lisansım olan Sosyoloji bölümünü yüksek onur belgesiyle bitirdim. Takip eden süreçte Aile Danışmanlığı uzmanlığımı aldım ve bunu yüksek lisans Psikoloji bölümü; Çift ve Evlilik Terapileri teziyle taçlandırarak hem kendime yolculukta hem de insan doğasına yolculıkta gelişme fırsatı yakaladım. Bunu takip eden eğitim sürecinde çift ve evlilik terapileri, duygu odaklı şema terapi, umut odaklı evlilik terapisi, boşanma terapisi, ilişki danışmanlığı, bilişsel davranışçı terapi, kısa süreli çözüm odaklı terapi, çocuk ve ergen danışmanlığı, oyun ve masal terapisi, emdr terapi, zor çiftlerle (borderline) evlilik terapisi, aldatma ve sadakatsizlik, tüp bebek sürecindeki çiftlerle evlilik terapisi, ölüm ve yas psikolojisi eğitimleri vb. eğitimlerimi tamamladım. Kuruculuğunu üstlendiğim Mimaroba Danışmanlık ta alanında uzmanlaşmış bir kadro ile danışanlarımın kendilerini ve içsel yaşam güçlerini keşfetme yolculuklarında çözüm odaklı, etik ilkelere bağlı ve gizlilik prensibi içerisinde insan ilişkilerine gönül vermiş biri olarak çalışmalarımı sürdürmekteyim. Büyümeye, dönüşüme niyet etmiş herkesin yoluna canı gönülden eşlik etmek umuduyla...
Yazı oluşturuldu 4

Bir cevap yazın

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön