Çünkü Bütün Yollar Sana Çıkar / Hakan İlhan

I/

Menzilin en hazindir sana uzanan yollar

İzbe asfaltların, balçıklı suyundan içmişim

Sen peymane sunan hancı, sırrıma aşina

Hicranın rahlesinde muradımı demişim.

Ne olur, vuslatın levhasından bir rota göster bana

Ziyaya hasret pervaneyim, koşayım ona.

Mazinin o solgun yarası, hala kanıyor içerde

Bir muradım var: gönül siciminden azade

II/

Hissediyorum; aynı kara parçasında iki meskûnuz.

Yurtsuz kuşlar gibiyim ben.

Aşiyanım sensin, aradığım sen.

Dünya artık daracık bir kafes.

Ne olur, fısıldayın yollar, takatim kalmadı

Bir dokunuş bir ses…

III/

Ey yağmura kara doymuş yollar,

Altında mazi yatıran yollar.

Hangi yüzünde geziniyor o ayaklar?

Şaşkın bir pusulayım, ibrem sana dönük.

Muhacirim, kül rengi kandilim sönük

IV/

Ey pür-i pak yollar!

Üstüne dökülen rahmetin hatırına

Tabanları törpüleyen, insanları eskiten yollar…

Hayra da şerre de kavgaya da şahitsin.

Derman ol son kez vâveylâma.

Titrek huzmeler, kâvi olsun aylama

V/

Sülietini, dar sokakların parke taşlarına işlemişim

Münzevi patikalara sevdamı söylemişim.

Çıkmaz sokaklar,

Acı baldıran tadı, yeltek niyetlerin hüsranı

Ey kadim dimağlar, bırakın bu nisyanı

Çeşmelerden bengisu emzirmişim:

Hayat yüzlü, renksiz suların türküsünde

Zincire vurulmuş krom bir tasın öyküsünde

VI/

Dilenciyim; elbisem yamalı, çarığım kırk yerden delik

Kaç mendil daha açayım önünde?

Parlement mavisi gökten yıldızlar saklamışım

Bir huzur devşirdim, gözlerinin renginde.

VII/

Seni, kalabalıkların kuş bakışı gergefine işledim.

Kaldırım diplerinde, hasretle suladığım efkar çiçekleri büyüttüm.

Gezindim sanal haritalarda çizgileri,

Gezdikçe yüzünü çizdim, hayali ekranlara.

Arı oldum kimi zaman, sahipsiz peteklerden mor korulara.

Sonunda sürgün ayrıldım solgun çiçeklerden

VIII/

Canhıraş tünellerden sordum kokunu,

Karanlık, Yusufî kuyuların sağalmaz acısıyla.

Andım, bir sokak şarkıcısının güftesinde adını

Lerzan bir alevle birlik, tunç benizli kürre-i arz altında.

Segah makamında tattım lezzetini.

Bir kemanın telinde, bir darbukacının nasırlı ellerinde…

Aradım bir simitçinin susamında, bir çiçekçinin bahar kokan güllerinde.

IX/

Biliyorum:

Yılgın hayallerimden bir vuslat yeşerecek

Milyonlarca kilometreden payımıza santimler düşecek.

Bir gün aynı yolun üstüne ikimizin gölgesi düşecek.

                                   Hakan İlhan

Loading

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
1990 Erzurum Yakutiye doğumluyum. Kars Kafkas Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldum. Özel bir eğitim kurumunda Türkçe öğretmenliği yapıyorum
Yazı oluşturuldu 1

Bir cevap yazın

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön